Borçla Mücadele Platformu
Giriş



Newsletter


Lists:



Action:

Ana Sayfa      Borçtan Korunmak      Bütçeyi aşırı zorlamayın
Sayfayı YazdırSık kullanılanlara ekle
Atasözünde dendiği gibi ayağını yorganına göre uzatmamak borca girme sebeplerinin en başında gelir. İnsan ödeyebileceğinden daha pahalı bir şey satın aldığında, bütçesini aşan kısmını borçlanmak zorundadır. Satın alınan şeyin büyüklüğüne veya fiyatına göre bütçe açığı aynı oranda daha fazla olur. Mal taksitle alındığında taksit miktarı aylık gelirine göre fazla ağır ise kişi her ay açık verir. Böyle durumlarda çoğu kişi ilk olarak maaşı varsa bankanın maaş oranında sağladığı avanstan yararlanmayı düşünür ve gelecek ayın maaşının bir kısmını bu ay çeker. Takip eden ay banka hem çektiği avansı, hem de avansın faizini maaştan otomatik olarak keser. Maaş zaten yetmiyordu, bu sefer daha da eksik aldığı için açık daha fazla olur. Mecburen yine avans çeker, ama bu sefer geçen aykinden daha fazla oranda gelecek ayın maaşından kullanır.
 
Bu şekilde açık giderek büyür, bir süre sonra maaşının tümünü avans olarak önceden kullanır ve her ay faiz ödemeye başlar. Başlangıçta bu durumu fazla dikkate almayan kişi açığı 4-5 bin lira olduğunda gözü korkar ve kredi çekerek bu açığını kapatır, ama bu sefer de maaşının üzerine diğer taksitle beraber kredi taksiti de binmiştir. Bu kişi çok uzun vadeli borçlanmışsa, örneğin ev alarak 120 ay gibi uzun bir süre devam eden taksitleri varsa, bir kısır döngüye girer, bu ev kendisine çok pahalıya patlar. Bir arkadaşım böyle bir ev aldı ve 3 senede 30.000 liraya yakın açık verdi. Borcu 15.000 lira iken 7500 lira değerindeki arabasını satıp en azından borcun yarısını kapatmasını, üstelik aylık 200 lira masraftan kurtulacağını söyledim, ama arabasız kalmayı göze alamadı. Bir yıl sonra borcu iki katına çıktı.
Ev alma konusunda yapılan bu hata, esnaf için başka şekilde tezahür eder. Çoğu esnaf sermayesinden daha fazla iş yapma gayreti içindedir, buna bağlı olarak hemen her zaman toptancıdan veresiye mal alır. Bunun bir zorunluluk olduğunu ve ticaretin başka türlü dönmediğini söylerler. Oysa özellikle ticaret malları peşin parayla imalatçı veya toptancı ile pazarlık yapılarak veresiye alındığından çok daha uygun fiyata temin edilebilmekte, ucuza alınan mal ucuza satılarak fiyat avantajından dolayı daha hızlı tüketilebilmektedir. Bu da doğal olarak daha fazla kazanç anlamına gelmektedir. Veresiye alınan mal en başta pahalı alındığından maliyeti yüksektir ve bu fiyatlara eklenerek müşteriye yansıtılır.
 
Fakat her müşteri bunu kabul etmez, özellikle peşin paralı müşteri gezer dolaşır malı ucuz yerden alır, veresiyeciye kala kala aynı kendisi gibi ödeme sıkıntısı çeken, kara listede olduğu için kart kullanamayan veresiyeci müşteri kalır. Bu tip müşterilere açık hesapla mal satar, ama zaten müşteri sorunlu olduğundan parasını zamanında toplayamaz, bir kısmı da hiç gelmez. Toptancıya verdiği çek veya senedin günü gelince de yana yakıla para aramaya başlar. Zaten borca sokan hatalar da tam bu esnada yapılır. Çek kutsal bir varlık olduğu için esnafın ticari itibarını temsil etmektedir. Bu itibarı korumak adına 5000 liralık çeki ödemek için ekstradan 2500 lira verdiği olur. Bu esnafımızın da açık verme serüveni başlamıştır, batmaya mahkum bir esnaf olarak dostlar alışverişte görsün demeye devam eder.

Sunucu Sitenhazir.com