| Bir gün Nasrettin Hoca damdan düşmüş, tabi
fena halde canı yanıyormuş. Hemen etraftakiler Hocanın başına toplanıp
halini öğrenmeye çalışmışlar. "Hocam canın çok yandı mı, Hocam bir yerin
kırıldı mı, Hocam doktor çağıralım mı" gibi sorular sormaya
başlamışlar. Hoca da, "içinizde damdan düşen biri var mı?" diye sormuş,
yok demişler. "O zaman siz beni anlamazsınız, bana çabuk damdan düşen
birini bulup getirin, benim halimden ancak o anlar" demiş.
Nasrettin Hocanın bu meşhur fıkrasında
olduğu gibi borçlu insanın halinden ancak borçlu veya bunu vakti
zamanında yaşamış kişiler anlar. Hiç borçlanmamış kişilere burada
yazılanlar şaka gibi gelir. Hayatında hep alacaklı pozisyonunda olmuş
insanlar borçlunun halinden azıcık anlasalardı, belki alacağı için o
kadar baskı yapmaz, ellerinden geldiğince mühlet vermeye çalışırlardı.
Borç dışında hangi bela olursa olsun diğer insanlar, belaya uğrayan
kimseye acır, yardımcı olmaya çalışır, merhamet gösterirler.
Meselâ kaza
geçirene, hasta olana, evi yanana, bir yakını ölene vs. herkes elinden
gelen yardımı yapıp, şefkatle yaklaşırken; nedense borçluya kimse
acımaz, tam aksine bir insanın iflas ettiği duyulursa herkes üstüne
çullanıp kendi alacağını kurtarmaya çalışır. Aslında iflas eden bir
insanın psikolojik durumu, diğer saydıklarımdan kat kat daha kötüdür. Bu
bazen o kadar kötü olur ki, iflas eden adam ölümü kurtuluş görüp
intihar edebilmektedir. Ama, kaza geçiren, hasta olan hiç kimse intihar
etmeye kalkışmaz, aksine sağ olduğu için haline şükreder. Bütün
borçlulara alacaklıları tarafından mühlet verilmesini,
sıkıştırılmamasını ve bir an evvel borçlarından kurtulmalarını
Rabbimizden niyaz ediyoruz.
|