İnsan
bazen ne kaybettiğinin farkına varamaz ya da yıllar sonra farkına
varır. Ama artık çok geçtir, atı alan Üsküdarı çoktan geçmiştir. Hemen
herkes buna benzer durumları hayatında bir kez, bazıları da defalarca
yaşamıştır. Bilirsiniz boksta maçı kazanmanın yolu mümkün olduğu kadar
az yumruk yeyip, atabildiğin kadar yumruk atmaktır. Bu her iki rakip
için de geçerli bir kuraldır. Ama kendisine atılan yumrukları en çabuk
fark edip savunmasını yapan boksör rakibini alt edecektir. Yumruğu
yedikten sonra fark eden boksör ise yenilmeye mahkûmdur.
Teşbihte
hata olmaz, hayatta insanların önüne bir çok fırsatlar çıkar. Ama bazı
insanlar o fırsatları ya hiç değerlendiremez veya aradan uzun yıllar
geçtikten sonra fırsat olduğunu anlar. Yumruğu gelirken göremeyip
yedikten sonra fark eden boksör gibi, fırsat kaçtıktan sonra fark etmek
son derece büyük bir gaflettir. İnsan acaba neden o anda ayağına gelen
fırsatları göremiyor da, yıllar sonra anlıyor? Fırsatı neden geldiği
anda algılayamıyor? Bunun mutlaka bir sebebi olmalı? Bu sebep ortadan
kaldırılırsa kişi kendisine sunulan fırsatları zamanında değerlendirip
hayatta daha başarılı olabilirdi. Burada çok önemli bir
sır var. Bu sırrın ne olduğunu anlatmadan önce, benim çok bariz bir
şekilde kaçırdığım iki fırsattan bahsetmek istiyorum. Fırsat 1: Ortaokul yıllarında çok başarılı bir öğrenciydim. Zekiydim ve çok çalışkandım(hâlâ öyleyim:)
Okulun ve dahi müdürün gözde öğrencilerinden biriydim, hatta
birincisiydim. Bir gün okul müdürü beni çağırdı ve burs isteyip
istemediğimi sordu. Ben de hayır diye cevap verdim, o gün bu gündür hâlâ
kendime kızarım neden kabul etmedim diye. Bu ne salaklık, bu ne
aymazlıktı. Hem fakirdim, hem de teklif edilen bursu geri çevirmiştim,
bir anlamda hem kel hem foduldum. Zekiydim, ama aynı zamanda aptaldım
da. Kendime ne desem haklıyım.
Fırsat 2: Liseyi
bitirdiğimde üniversite sınavına girdim. O zamanlar sınav iki
aşamalıydı ve tercihler şimdiki gibi puanlar belli olduktan sonra
yapılmıyor, ikinci sınava başvururken tercihler de veriliyordu. Yani
biraz toto oynamak gibi oluyordu. Neyse uzatmayayım, ben yükseklerden
uçtum ve çok yüksek puanlı okulları yazdım, en son sıraya da ne olduğunu
bilmediğim ve sonradan iş imkânının çok iyi olmadığını öğrendiğim bir
okul yazmıştım. Tabi gele gele son sıradaki hakkında hiçbir bilgi sahibi
olmadığım okul geldi. Okulu beğenmeyip seneye tekrar sınava girmek gibi
bir lüksüm yoktu. Bir an önce okuma sürecini bitirip iş hayatına
atılmam lazımdı. İstemeye istemeye okula kayıt oldum. Okul
başladıktan birkaç gün sonra beklenmedik bir şey oldu. Beklediğim
fırsat ayağıma gelmişti. (bunun fırsat olduğunu bugün biliyorum).
Üniversitede “anestezi teknikerliği” adında yeni bir bölüm açılmıştı,
Türkiye’de açılan ikinci okuldu, yeni olduğu için tercih klavuzunda adı
yer almamıştı. Aynı yıl eğitime başlayacağı için öğrenci arıyorlardı ve
bizim okula gelip isteyenlerin bu okula geçebileceğini söylediler. Hiç
birimiz 4 yıllık bir okulu bırakıp, iki yıllık olan bu okula geçmedik.
Oysa bu bölüm günümüzde bile çok popüler ve mezunlar çok kısa zamanda iş
bulabiliyorlar. Bu okulda okumuş olsaydım, iki sene sonra mezun olup
iyi bir maaşla hemen işe başlayabilecek ve aileme destek olabilecektim. Halbuki,
iki sene fazladan okumuş, 7 sene sonra mesleğimden farklı bir branşta
işe girmiştim ve maaşım diğer işten daha düşüktü. En kötüsü 7 sene daha
zaten zor geçinen ailemi sömürmeye devam etmiştim. Kafamı ne kadar
duvara vursam azdır.
Eminim
sizin de geçmişte kaçırıp, bugün farkına vardığınız ve kendinize
kızdığınız bir çok fırsat elinize geçmiştir. Hele borçlu iseniz, ki şu
anda bu satırları okuyorsanız büyük bir ihtimalle borçlusunuz. O zaman
bir sürü fırsatı değerlendiremeyip kaçırdığınızı ve şimdi kafanızı
dağlara taşlara vurduğunuzu tahmin ediyorum. Peki fırsatlar neden
kaçırılır?
Bunun
en önemli nedeni bilgi eksikliğidir. Yani red ettiğimiz şey hakkında
yeterince bilgi sahibi olmamaktır. Bize teklif edilen fırsatı kulaktan
dolma bilgilerle değerlendirip veya geçmişte başımıza gelen kötü bir
şeyle kıyaslayarak ön yargı ile yaklaşmamız sebebiyle fırsatı
kaçırıyoruz. Meselâ, ben bursun ne olduğunu okul müdürüne sormadım bile.
Aynı şekilde anestezi bölümü nedir, ne iş yaparlar, iş imkanı nedir hiç
araştırmadan sırf iki yıllık olduğu için red ettim. Halbuki bugün
bildiklerimi o gün bilseydim, kesinlikle bize sunulan bu fırsata
balıklama atlardım. Bir iş hakkında karar verirken bilgi
sahibi olmadan karar vermek kadar, yanlış bilgi elde etmek veya yanlış
insana danışmak da tehlikelidir.
O nedenle daima teyakkuzda olmak olmak gerektir.
|