|
Bir
Arap atasözü “insan ihsânın kölesidir” der. Gerçekten de bize hediye
veren veya bize menfaati dokunmuş kişilere karşı bir minnet duygusu
içinde olur, tabir yerindeyse gebe kalır, bir nevi borçlanmış oluruz.
Ancak bilahare o kişi bizden bir şey istediği zaman da geri çevirmek çok
zordur. Küçük bir hediye karşılığında çok büyük bir iyilik yapmak
zorunda kalabiliriz. Neticede az bir menfaat bize çok zarara mal olur.
Meselâ, çok büyük bir borca kefil olmak gibi. Yalnız bir konuyu açıklığa
kavuşturmak gerekiyor. Tabii ki, hediye vereceğiz, alacağız, bu sosyal
hayatın bir parçası, bir gereği, hatta, olmazsa olmazı. Ne var ki,
hediye vermenin de bazı kuralları veya zamanları vardır. Düğünlerde,
bayramlarda, doğumlarda, ev sahibi olmada, vedalaşmalarda, terfilerde,
mezuniyette, özel günlerde vs. hediye vermek veya almak cemiyetimizin
çok güzel adetlerindendir. Fakat hiçbir sebep yokken, ‘düğün değil
bayram değil eniştem beni niye öptü’ cinsinden bir hediye, çok da samimi
olmadığımız birinden gelirse, bunda bir art niyetin olabileceğini
düşünmek gerekiyor. Pek çok konuda olduğu gibi, bu konuda da acizane
ağzımızın yanmışlığı vardır:
“Yirmili
yaşlardaydım, öğrenciydim, fakirdim, çulsuzdum, velhasıl ne ararsan
vardı. Bu vaziyette beldemizin pazarında bir o yana, bir bu yana başıboş
dolaşıp, isteyip de alamadıklarıma bakıp bakıp hayıflanırken, senede
bir defa gördüğüm bir zat-ı şahane ile karşılaştım. O köyümüzün ilk
okuyanıydı, emekli öğretmendi. Aynı zamanda bir sürü fındık tarlasının
da sahibiydi. Her sene fındık zamanı gelir zor bela işçi bulur,
fındığını toplatırdı. Halimi hatırımı sordu, eksik olmasın. Sonra
cebinden bir miktar para çıkarıp vermek istedi, almak istemedim(tabi bu
yalan) ama, öğrencisin ihtiyacın vardır, al dedi. Beni can evimden
vurmuştu. Parayı büyük bir saygı ve minnetle aldım, sonra gidip o
parayla biraz nefis terbiyesi yaptım! Üç gün sonra kara haber geldi,
bizim zat-ı şahane fındık tarlasında çalışmamı istiyordu. Çaresizdim,
hayır deme lüksüm yoktu, gidip borcumu ödeyinceye kadar ırgatlık yaptım.
Bu bana iyi ders olmuş ki, hafızama kazınmış. “
|