Mesai kavramı
kişiden kişiye değişen bir özellik gösterir. Yüzlerce farklı iş kolu
olduğundan, doğal olarak mesailer de farlılaşmaktadır. Kimileri düzenli olarak her gün 8 saat çalışır, kimileri de bir hafta gündüz çalışıyorsa diğer hafta
gece çalışır. Esnaf ve zanaatkârların mesaisi genellikle gün doğumundan
batımına kadardır. İnsanlar bu saatlerde ekmek parası peşindedirler. Burada
özellikle vurgulamak istediğim birkaç husus var:
1-Maaşla çalışan memur ve işçiler
aldıkları maaş karşılığı olarak günün bu saatini işverenlerine satmışlardır. Bu
sebeple mesaiye geç gitmeleri veya erken çıkmaları; hastalık, evlenme, doğum
vs. gibi zaruri haller dışında işyerinden ayrılmaları işverenden çalmak
anlamına gelir ki, bu saatler karşılığında aldıkları parayı haram ederler. Bazı
memur veya işçilerin kendine ait işyerleri vardır ve sık sık çalıştığı yerden
kaytararak kendi işyerine giderler. Bu tip kişilerin mesuliyetleri daha
büyüktür ve hem maaşını, hem de dışarıdan kazandıkların haram ederler. Bu tarz
yapılan işlerde başarılı olmak mümkün olmadığı gibi, zarar etmenin ve batmanın
başlıca sebeplerinden birisidir. Etrafınıza bakın, başkasının mesaisinden çalıp
kendi işini yaparak başarılı olan var mı?
2-Bazı esnaf ve zanaatkârlar
işyerlerine geç gidip erken kapatmayı adet haline getirmişler, bazılarının da
ne zaman açıp ne zaman kapattığı belli olmamaktadır. Bu tarzda çalışan esnafın
başarılı olması, para kazanabilmesi çok zordur. Çünkü müşteri geldiği zaman
dükkânı veya tezgâhı açık görmek ister. Bir iki sefer açık bulamazsa bir daha
gelip gelmemekte tereddüt eder, hemen başka bir yeri tercih eder. Dükkânını her
zaman aynı saatte açıp kapayan esnafın müşterisi de daimi olur, çünkü bilir ki,
gittiği zaman kapıda kalmayacak.
3-Sipariş üzerine çalışan terzi,
marangoz, demirci vb. gibi zanaatkârların aldıkları işi zamanında teslim
etmeleri son derece önemlidir. Hatta büyük firmalar buna termin diyorlar ve
gecikme durumunda önceden yapılan sözleşme gereği ceza ödemek zorunda
kalıyorlar. Bu yüzden her zaman tahmin ettiğiniz tarihten iki gün sonrasına söz
verip elektrik kesintisi, hastalık vb. gibi muhtemel aksaklıklara karşı
tedbirli olmak gerekiyor. Siparişini acil almak isteyen müşterilere de yoğun
olduğunuzu ve istediği zamanda yetiştiremeyeceğinizi söyleyerek siparişini
almamak en iyisidir. Çünkü işi bir kere aldınız mı müşteri size tolerans
tanımaz, işinin görülmesine bakar ve sürekli sizi sıkıştırır. Bu da sizin
strese girmenize sebep olur, sonuçta hem zamanında veremezsiniz, hem de
kaliteli iş çıkaramazsınız. Böylece diğer siparişleriniz de gecikir ve acele
yapmak zorunda kalırsınız.
Bir yayıncı satış rekorları kıran
bir kitap yayınlayarak, hem adını duyurdu, hem de bu işten oldukça iyi bir
gelir elde etti. Bu başarısının ardından pek çok ünlü yazar, kitap bastırmak
için ona başvurdu. Yayıncının imkânları bu kadar işin üstesinden gelecek
durumda değildi, ama hiç birine de hayır demek istemiyordu. Sonunda işin
hepsini aldı, hepsini aynı anda yayınlamak istedi. Bunun için yeni elemanlar
aldı, ama iş aceleye geldiği için bunların çoğu acemiydi. Tüm elemanlarından
maksimum verim elde etmek için gece gündüz çalıştırdı. Sonuçta iş hem zamanında
yetişmedi, hem de beklenen kalitenin çok altında bir iş çıkardı, kitaplar
satılmadı, yazarların telif haklarını ödeyemediği için mahkemelik oldu ve
önceki kazandıklarını kaybetmekle kalmayarak borç altına girmek zorunda kaldı.