Borçla Mücadele Platformu
Giriş



Newsletter


Lists:



Action:

Ana Sayfa      Borçlardan Kurtulmak      Su gibi aziz olun
Sayfayı YazdırSık kullanılanlara ekle
Allah’ım! Değiştirilebilecek şeyleri değiştirebilmem için bana güç ver, değişemeyecek şeyleri kabullenebilmem için sabır ver ve bu ikisini ayırt edebilmem için akıl ver.(Kızılderili atasözü)

Hiçbir akarsuya dikkatle baktınız mı diye sorsam, cevabınız mutlaka ‘evet’ olacaktır, ama ne gördüğünüz konusunda hemfikir olmayabiliriz. Çünkü bakmak ile görmek aynı şey değildir. Bazıları akarsuya baktığında, içinde yüzen balıkları, suyun üstünde amaçsızca sürüklenen yaprakları, suyun üstünde yürüyen böcekleri veya kenarda vıraklayıp duran kurbağaları görür. Bazıları da her şeyden olduğu gibi akan bir sudan da hayat dersi çıkarır. Bir akarsuyun hedefi denize ulaşmaktır ve bu hedefine doğru ilerlerken önüne bir çok engel çıkar. Akarsu taş, toprak vs. bir engelle karşılaştığında uzlaşma ya da uğraşma seçeneklerinden birini tercih etmek zorundadır ve o uzlaşmayı tercih eder. Hiç vakit kaybetmeden taşların arasından veya etrafından dolaşarak hedefine doğru ilerlemeye devam eder, bir yandan da yolu üzerindeki engelleri aşındırarak onları kendi hedefi doğrultusunda değiştirir. Bunu yaparken zaman faktörünü kullandığı için çok az bir çaba ile başarıya ulaşmış olur.

Borçlu insan bir defa şimdilik başarısız olduğunu kabul etmek zorundadır. Başarısızlığın sebebi de kendisinin elinde olmayan, dış etkenlerden kaynaklanan ve hedefine ulaşmayı geciktiren engellerdir. Borçlu kişi, bir akarsu gibi davranmamış ve önüne çıkan engelleri ortadan kaldırmak için uğraşıp durmuştur. Bütün enerjisini, gayretini, fikrini bu şekilde harcamış, engeli kaldıramadığı için de bir arpa boyu yol alamamıştır. İşin daha vahim tarafı, engelleri hep mazeret yapmayı tercih etmiştir. Bu yüzden başarısızlığının veya borca girmesinin suçunu başkalarına yükler. Bu tip kişiler genellikle pozitif değillerdir. Hayatlarındaki olumlu şeyleri görmezden gelip, inkar edip, hatta nankörlük ederek, sadece olumsuzluklarla, engellerle kafayı bozarlar. Elindeki yarım bardak suyun hep boş kısmına bakar; yarım bardak suyla yapabileceği işlere odaklanmak yerine, bardak dolu olmadığı için yapamadığını işlere odaklanır, oraya takılıp kalır, hiçbir ilerleme gösteremez. Oysa insan su gibi olmalı, yani önce kendini değiştirerek engellerle uzlaşmalı, kaldırmaya gücünün yetmediği engeller yüzünden oturup ağlayacağına, etrafından dolaşarak hedefine doğru ilerlemeye devam etmelidir. Çünkü ciddiyetle arandığında her zaman bir yol bulunacaktır. Aklını kullanmayıp borca giren insan, hiç olmazsa bu saatten sonra aklını başına almalı,  borcunu her şeye bahane etmemelidir. Kabul etmek gerekir ki, borç başarıya giden yolda çok büyük bir engeldir. Bu engeli bir anda ortadan kaldırmaya kimsenin gücü yetmez. Bu gerçeği değiştiremeyiz, ama kendimizi değiştirebiliriz. Önümüzde iki seçenek var: Ya borçlarımızı her şeye bahane edip hiçbir şey yapmadan dövünüp duracağız ve borçlar büyümeye devam edecek, ya da akarsuyun yaptığı gibi bulabildiğimiz aralıklardan geçip yolumuza devam ederken, toprağın zamanla aşınıp akarsuya yol verdiği gibi bir yandan da borçları zaman içinde eriteceğiz. Bütün bunlar ancak büyük bir sabırla olacak işlerdir.

Japon çocuğun tek hayali çok ünlü bir karateci olmaktı. Fakat ailesi buna izin vermezdi. Bir gün talihsiz bir kaza sonucu çocuk sol kolunu kaybetti. Ailesi çocuğun moralinin çok kötü olduğunu görünce ona bir karate hocası tuttu. Hoca ilk dersinde çocuğa karsısındakini sağ koluyla tutup üstünden savurmayı gösterdi. Hatta ikinci, üçüncü ve sonraki bütün derslerde hep ayni hareketi yapıyorlardı. Çocuk bir gün hocasına "hocam ben çok sıkıldım, artık başka hareketlere geçsek" dedi. Hoca ise bunu kabul etmeyerek dünyada bu işi en hızlı yapan kişi olmadıkça bitirmeyeceğini söyledi. Çocuk o kadar hızlanmıştı ki, hocasını bile göz açıp kapayıncaya kadar yerden yere vuruyordu. Bir gün hoca elinde bir kağıtla geldi kağıtta çocuğun gençler karate şampiyonasına katılabileceği yazıyordu. Çocuk çok şaşırdı. Ertesi gün salonda ilk rakibinin karşısına çıkacakken heyecanla hocasına sordu, "hocam bu iş nasıl olur? Ben sadece tek hareket biliyorum kesin kaybederim". Hocası ise "sen sadece hareketi yap" cevabını verdi. Çocuk ringe çıktı ve hareketiyle rakibini eledi. Hatta tek hareketle finale kadar çıktı. Finalde karşısında kendisinin iki katı birisi vardı. Önce çok korktu ama gene bildiği hareketi yaparak son rakibini de yendi ve şampiyon oldu.
Sevinçle hocasının yanına koştu ve sordu "hocam nasıl olur anlamıyorum, sadece bir hareket biliyorum, tek kolluyum ve şampiyon oldum". Hocası çocuğa baktı ve dedi ki, "senin yaptığın hareket karatedeki en zor hareketlerden biridir. Ve bir tek savunması vardır, o da rakibin sol kolunu tutmak".

Karateci olmak isteyen çocuğun kolunun kopması onun önüne çok büyük bir engel olarak çıkmıştı. O hocasının yardımıyla pes etmedi, hayata küsmedi ve hiçbir zaman ortadan kaldıramayacağı bu engelle birlikte yaşamayı öğrendi. Ve en sonunda bu zayıflığını avantaja dönüştürmeyi başardı. Borçlu birinin durumu bu çocuktan daha mı kötü? Elbette hayır. Her ne kadar hiç bitmeyecekmiş görünse de, bir gün borçlarından eser kalmayacak. Önemli olan borçla birlikte yaşamayı öğrenip, bu zayıflığımızı avantaja dönüştürmek. Nasıl? Lütfen kitabı sonuna kadar okuyun.


Sunucu Sitenhazir.com