|
Herhangi bir malı taksitle alıp nakit paraya çevirmek borçluların çok sıkıştırıldıkları zaman borçlarını ödeyebilmek için başvurdukları ölümcül bir hatadır. Çünkü böyle davranan bir kişinin borcu azalmadığı gibi, tam aksine korkunç derecede artar. Örneğin borçlu olup acil paraya ihtiyacı olan kişi bir beyaz eşya dükkânına gider, peşin satış fiyatı 1000 lira olan bir çamaşır makinesini (senet vererek) taksitle 1500 liraya alır. Daha sonra bu malı spot pazarına götürerek nakit paraya çevirmeye çalışır. Spot pazarında her şey peşin parayla döndüğü için normal piyasadan daha ucuzdur. Bu yüzden spot esnafı da beyaz eşyasını satandan ucuz almak zorundadır. Bu çamaşır makinesine spotçunun vereceği fiyat en fazla 750 liradır. Borçlu daha o dakikada % 100 zarar etmiştir. Sonra beyaz eşya taksitlerini ödemekte zorluk çeker, bu kez de beyaz eşyacı sıkıştırmaya başlar. Orda burda yakalayıp rezil eder.
Borçlu bu sefer ondan kurtulmak için zahire komisyoncusuna gider. Kilosu 0.50 lira olan buğdayı taksitle 1 liraya alır, acil satarak nakit para alır. Eline geçen nakitle beyaz eşya borcunu kapatır. Buradan da yıllık zararı % 100’dür. Daha bunlara benzer bir çok mal taksitle alınıp peşine çevrilebilmekte, ama hepsinden de ortalama yıllık %100 zarar edilmektedir.
Ne yazık ki, ülkemizde bu iş sektör haline gelmiştir. Bir çok satıcı ortada herhangi bir mal olmadığı halde, sadece lafla alım satım işi yaparak sözde işi kılıfına uydurmaktadırlar. Birçok muhafazakâr esnaf bile bu yola tevessül etmekte, bu işin faiz olmadığını iddia etmektedirler.
Bu tamamen şeytanın bir aldatmacasıdır, bal gibi de faizdir. Faiz olduğunu bu işi yapanlar da bilmekte, ancak bu şekilde yaparak vicdanlarını rahatlatmak istemektedirler. Bu sadece kendini kandırmaktır, faizle para vermekten hiç bir farkı yoktur. Ticaretten kazanılan paranın helal olması için risk olması, yani zarar etme ihtimalinin de bulunması gerekir. Halbuki bir taraf kesin zarar ederken, diğer taraf kesin kâr etmektedir. Bu yüzden de helal değildir. Bu şekilde kazanılan paradan asla hayır görülmez, günün birinde bir sel gelir ne varsa alır götürür.
Elbette öbür taraftaki hesabı da ayrıca görülecektir. Ağır borç yükü altına giren bazı borçlular nasıl bu şekilde borçlandıklarını bir türlü anlayamadıklarından yakınıp dururlar. Aslında bu son derece açıktır. Bir örnekle açıklayalım: Bir adamın 1.000 lira borcu olup ödeyemediğini ve çok sıkıştırıldığını düşünelim. Bu kişi borcunu ödemek için taksitle beyaz eşya alıp sattığında zararı % 100 olur ve borcu 2.000 liraya yükselir. Sonra bunu da ödeyemeyip zahire alıp sattığını düşünürsek, borç 4.000 lira olur. 1.000 lirayı ödeyemeyen bunu hiç ödeyemez ve bir kez daha benzer bir şekilde borcunu kapatmak zorunda kalır.
Böyle devam ederse üçüncü yılın sonunda borç 8.000, dördüncü yılda 16.000, beşinci yılın sonunda 32.000 olacaktır. Yalnız bu iyimser bir tahmindir, gerçekte asla böyle olmaz. Çünkü 1.000 lira ödenemeyecek bir para değildir. Çoğunlukla daha yüksek borçlar için bunlar yapılır. Faraza en baştan ödenemeyen borç 1.000 lira değil de 5.000 lira olsaydı, bu borç beş yılın sonunda 80.000 lira olacaktı. Bile bile batmak isteyenler için çok güzel bir formül değil mi?
|