| Bir kişinin ödeme gücünün çok üzerinde borcu varsa, daha önce de belirttiğim gibi bu kişi yalan söylemek zorundadır. Bu durumda olan borçlunun o ana kadar birikmiş bir sürü borcu vardır ve hemen hepsinin de vadesi çoktan geçmiştir. Böyle olunca da ne kadar alacaklısı varsa hepsi birden borçluya yükleniyor demektir. Borca girmeyi hiç kimse istemez, bu yüzden de borçlu, borcunu ödemek için tüm imkanlarını kullanmış, satabilecek neyi varsa satmış ve sıfırı tüketmiştir. Böyle bir kişinin yapabileceği çok fazla bir şey yoktur. Mecburen alacaklılar sıkıştırdığı zaman ödeyemeyeceğini bile bile şu zaman bu zaman deyip süre isteyecek, mümkün olduğu kadar borçlarını öteleyecektir.
Arefe günü yalan söyleyenin, bayram günü yüzü kara çıkar dedikleri gibi kendisine verilen süre bittiğinde yalanı ortaya çıkar, ama artık yalan söylemekte ustalaşmıştır. Tekrar, ortalıkta görünmeyen bir paradan bahsedip bu sefer kesin vereceğini söyler. Bu yalanların ardı arkası kesilmez. Alacaklıların da inanmaktan başka çareleri yoktur. İnanmasa bile alacaklıların büyük çoğunluğu üç beş kuruş için başını belaya sokmak istemez. Ama bazı borçlular hem suçlu, hem de güçlüdür. Alacağını isteyen adamı dövmeye kalkarlar. İşte o zaman kılıçlar çekilir ve bazen gerçekten çok küçük paralar yüzünden büyük kavgalar olur, hatta ölenler bile olabiliyor.
|