Borçla Mücadele Platformu
Giriş



Newsletter


Lists:



Action:

Ana Sayfa      Borçtan Korunmak      Zekat vermeyi ihmal etmeyin
Sayfayı YazdırSık kullanılanlara ekle
Öyle karma karışık bir zamanda yaşıyoruz ki; alimler, bu içinde bulunduğumuz zamana en son zaman anlamında ahirzaman adını veriyorlar. Hadislerde belirtilen büyük ve küçük alametlerin bir çoğunun ortaya çıkması gösteriyor ki, kıyametin kopmasından hemen önceki zaman budur. Peygamberimiz hadis-i şeriflerinde bu zamanın şiddetli fitnelerine ve dehşetli günahlarına vurgu yapmıştır.
 
Günümüz dünyasında haram helale karışmış, iyi ile kötü aynı mekanda barınıp, kol kola gezer olmuşlar. İnsanlar küçük bir menfaat için inanılmaz günahlar işliyorlar. Eski zamanda büyük günah sayılan bir çok amel zamanımızda mübah sayılıyor, hatta bazı günahlar işleyene itibar kazandırıyor. Böyle bir ortamda malımızı haramdan tamamen korumak çoğu zaman mümkün olmamakta, az veya çok haram malımıza karışarak pislemektedir. Bu durumu atalarımız “çok söz yalansız, çok mal haramsız olmaz” sözüyle anlatmakta, “bir evin çatısı ne kadar büyük olursa üstüne sıçan kuş o kadar çok olur” diyen bir Çin atasözü de teyit etmektedir.
Bu sebeple Cenab-ı Allah serveti belli bir miktarın üzerinde olan ve zengin sayılan kişilere malının kırkta birini zekat vermeyi emretmiştir. Din adamlarının anlattığına göre zekatın kelime anlamı temizleme demektir. Yani, insanın servetine bir şekilde karışmış olan haram malları temizlemenin bir yoludur. Bununla birlikte zengin ile fakir arasında bir köprü vazifesi görmekle, tabir yerindeyse toplumsal yaşamın sigortası durumundadır.
 
Zekat farz bir ibadet olduğundan, zekat verecek kadar zengin olup da vermeyenler, hem servetini kirleten haramlardan kurtulamaz, hem de malının kırkta biri fakirlerin hakkı olduğu için, bu malı kullanmak zengine haram olur, malındaki haram miktarı artar. Zenginin gönül rızasıyla vermek istemediği bu malı Cenab-ı Allah deprem, yangın, kaza vb. gibi çeşitli şekillerde ondan alır. Hem öyle bir alır ki, kurunun yanında yaş da yanar, yani malının tamamı gider. Elde avuçta ne varsa gider, önceden zengin olan, daha sonra fakir bile olamaz, genellikle borca batmış olur. Fakirlik hiçliktir, toprak seviyesidir, ama borçluluk yerin altıdır, sanki cehennemin dibidir.
 
Burada bir şeye daha dikkat çekmek gerekiyor. Şeytan insanın hayrına olan her şeye karşı olduğu gibi zekata da özellikle karşıdır. Bu yüzden insanın zekat vermemesi için elinden geleni ardına koymaz. Çünkü bir insanı mahvetmenin en kolay yolu ona zekat verdirmemektir.
 
Zenginliği dillere destan olmuş, tüm zamanların en zengin adamı olan Karun’u hatırlayalım. Onu yerin dibine geçiren zekat vermeyi reddetmesi olmuştur. Önce zengin olmak için Musa Peygamberden dua etmesi için yalvarmış, duanın bereketiyle kısa bir zamanda dünyanın en zengin adamı olduktan sonra da şeytanın hilesine aldanmış, ben bu serveti ilmimle kazandım, kimselere yedirmem diyerek Allah’ın gazabını üzerine çekmiştir.
 
Zekat vermesi gereken kişinin kalbine şeytan çeşitli desiseler atar. Zekat vereceğine şu işi yap, o da sevap der veya senin şöyle şöyle ihtiyaçların var zekat sana farz değil diyerek bunu yapmaktan kişiyi alıkoyar. Zekattan kaçınan kişi kendini bilerek ateşe atar, ahiretini mahveder. Fakat aynı zamanda zekatı vermemek bereketsizliğe sebep olduğundan, halihazırda malı olsa bile bereketsizlik yüzünden her şeyini kaybeder, dünyası da mahvolur.

Sunucu Sitenhazir.com