|
İnsan dünyanın küçük bir örneği olduğundan, insan hayatı dünyanın hayatına çok benzer. Dünyanın hayatı gece ve gündüz, yaz ve kış gibi değişimlerle geçer. Her gündüzün arkasından mutlaka gece geldiği gibi, her gecenin arkasından da gündüzün gelmesi kaçınılmazdır. Yine, yaz mevsimi ilelebet sürmez, arkasından kış gelir, yaz mevsiminin tüm güzelliklerini alır götürür. Fakat kış mevsimi de vakti saati gelince yerini yaz mevsimine bırakmak zorundadır.
İnsanın da tüm hayatı tek düze geçmez. Bazen geliriniz iyi olur, maddi yönden hiçbir sıkıntı çekmezsiniz. Adeta tuttuğunuz altın olur, ne iş yapsanız kâr edersiniz. Her istediğinizi alırsınız, masal da olduğu gibi bindiğiniz zümrüdü anka kuşu sizi istediğiniz yere uçurur, gak deseniz et, guk deseniz süt verir. Abarttığımı düşünmeyin, masaldaki gibi olmasa da hayatını bu şekilde sürdüren, herkesin gıpta ettiği insanlar var.
Aslında hepimizin hayatında yaz mevsimini yaşadığımız bolluk ve bereket içinde geçen böyle dönemler vardır. Fakat bu durum insanın gözünü kör eder, gaflete düşer, açlık nedir, yokluk nedir, sefalet nedir unutur ve hep böyle devam edecek zanneder. Ama, aklı başında olan bir insan, her gündüzün bir gecesi, her yazın bir kışı olacağını, bir zaman gelip durumun tersine dönebileceğini ve yokluk günlerinin de gelebileceğini idrak edip, gelirinin bir kısmını kara günler, zor günler için ayırır. Burada Hz.Yusuf’un bir kıssasını zikretmek yerinde olur sanırım:
“Hz.Yusuf bir iftiraya kurban giderek hapse düşmüştür. Rüyaları doğru şekilde tabir etmek gibi bir meziyete sahiptir. Hapishane arkadaşlarından birinin gördüğü rüyayı tabir ederek, suçsuz olduğunu ve serbest kalacağını söyler, dediği gibi de olur ve arkadaşı serbest kalır. Bir müddet sonra Mısır kralı rüyasında, 7 zayıf ineğin 7 besili ineği yediğini görür ve âlimlerinden tabirini sorar, ama kimse cevap veremez. Bunun üzerine zindandan kurtulan arkadaşı tarafından Yusuf Peygambere durum iletilir ve o da kralın rüyasını, 7 yıl bolluğun arkasından 7 yıl da kuraklık ve kıtlık olacağı, bu yüzden bolluk yıllarında elde edilen mahsulün bir kısmının sonraki yıllar için saklanması gerektiği şeklinde yorumlar. Bu yorum onun serbest kalmasını sağlar ve dediği gibi bolluk yıllarında yapılan hazırlıklar sayesinde kıtlık yılları da rahat bir şekilde geçirilir.”
Bu dünyada çok az insan zengin doğar ve zengin ölür, onların imtihanı başka ve hadislerden öğrendiğimize göre bu insanlar eğer cennetlik iseler fakirlerden 500 sene sonra cennete girecekler. Bu insanları bir tarafa bırakalım; bizim gibi sıradan insanların hayatı tek düze değil, inişli çıkışlıdır. Bazen bolluk içinde yüzeriz, bazen kıtlık yaşarız. O yüzden bolluk günlerimizde har vurup harman savurmak yerine, darlık günlerinin de gelebileceğini, iflas , hastalık, borç gibi musibetlerin başımıza gelme ihtimaline karşı kazandığımızın bir kısmını kara günler için saklamamız gerekir.
Ecdadımız bu durumu çok veciz bir şekilde ifade ederek; "Ak akçe kara gün içindir" demişler. Böyle düşünen ve bu nasihati yerine getiren bir kimsenin borç batağına düşmesi mümkün değildir. Çünkü tedbirini vakti zamanında almıştır. Borç ödenemeyecek duruma gelmeden hemen sakladığı parayı çıkarır veya evini satarak borcunu öder, batmaktan kendini kurtarır.
|