Borçla Mücadele Platformu
Giriş



Newsletter


Lists:



Action:

Ana Sayfa      Borçlardan Kurtulmak      Ailenizi sakın ihmal etmeyin
Sayfayı YazdırSık kullanılanlara ekle
Mesai, okul, alışveriş veya diğer bahanelerle evden ayrılan tüm aile fertleri akşama doğru yorgun ve aç olarak eve dönmüş olurlar. Baba olarak mümkün olduğu kadar eve elimiz boş gelmemeye çalışmalıyız. Evin ihtiyaçları alınırken, en ucuzundan çikolata veya şekerle de olsa özellikle çocukların gönlü hoş tutulmalıdır. Bu baba olmanın temel görevlerinden biridir, çocuklar daima yolunuzu gözler ve elinize bakarlar. Onları hayal kırıklığına uğratırsanız, bir daha sizi kapılarda karşılayacak kimseleri bulamazsınız.

Akşam ilk yapılacak faaliyet olan akşam yemeği sağlık yönünden değil, ama sosyal yönden günün en önemli öğünlerinden biridir.  Tüm aile fertlerinin aynı anda bir araya toplanabildiği nadir anlardan biri olması sebebiyle çok iyi değerlendirilmesi gereken bir vakittir. Akşam yemeğini televizyon olmayan bir odada, mümkünse mutfakta yemek, hem yemek yerken konuşma sünnetini yerine getirmek, hem de gün içerisinde yaşanılan günlük maceraları anlatarak paylaşmak, sohbet etmek için güzel bir fırsattır. Sohbet ederek yenen akşam yemeğinde çocukların dertlerini dinlemek, faydalı bilgiler anlatarak çocukları bilinçlendirmek, yemeğin güzelliğini anlatarak ev hanımını tebrik ederek iltifat etmek aile bağlarını güçlendirmeye yardımcı olur. Yemek yerken TV izlenmesi bu ortamın kutsallığını bozar, televizyonu iyi görebilmek için daha sofraya oturmadan çıkan yer kavgası ile başlayan tartışma sinirleri gerdiği için, en ufak şeylerden bile küskünlük oluşmasına sebep olabilir.  

Yemek duasını yapıp sofradan kalktıktan sonra birlikte kitap okumak, sohbet etmek ebeveynler ve çocuklar için çok yararlı bir uğraştır. Çocuklarınıza hayat hikayenizi, yaşadığınız zorlukları, nasıl tanıştığınızı, nerede nasıl evlendiğinizi, düğününüzü anlatın veya büyüklerinizden duyduğunuz hikayeleri anlatın. Ben çocukluk hatıralarımdan ağabeyim ve kız kardeşimle beraber rahmetli babamdan dinlediğim hikayeler kadar zevkli bir hatıra daha düşünemiyorum. Elektriğin köyümüze henüz gelmediği yıllarda, gaz lambasının yarım yamalak aydınlattığı eski evimizin genel maksatlı odasında, ocakta çatırdayarak yanan meşe kütüğüne doğru ayaklarımızı uzatarak, dışarıda uluyan çakallar eşliğinde, alabildiğine bir merak ve korkuyla babamdan dinlediğim hikayeler gizemini hala korumaya devam ediyor. O hikayeleri çocuklarıma aktarmak benim kutsal vazifem olsa gerek.

Arada sırada onlar anlatsın, siz dinleyin. Çocuklar özellikle okulda yeni öğrendikleri şeyleri anne babalarına ve kardeşlerine anlatmaya bayılırlar. Anlattığı şeyi sizin bilmediğinizi zanneder ve onu size öğreterek daha şimdiden ailesine faydalı bir iş yapmış olduğunu düşünür. Eğer bilmiyormuş da ondan öğrenmiş gibi yapar ve iltifat ederseniz bundan büyük keyif alır ve yeni şeyler öğrenip size anlatmak için can atar. Gayet tabi bu okul başarısını arttıran önemli bir faktördür. Aile bağlarının güçlenmesi, paylaşacak şeylerin çokluğuyla mümkündür. Ne  kadar çok şey paylaşırsanız aileniz o kadar güçlenecek, o kadar diri duracak ve mutlu olacaktır. Ailenizi ihmal ettiğiniz zaman yanı başınızda bile olsalar, sizden gittikçe uzaklaşırlar, bir an gelir tamamen kaybedersiniz. O zaman borçlarınızı bitirseniz bile rahata ermeniz mümkün değildir, aradığınız huzuru bir daha hiç bulamazsınız. Nitekim çevremizde ekonomik zorluklardan dolayı boşanmak zorunda kalmış olan bir çok insanı görmek mümkündür. Ailenizi ihmal etmek için borçlarınızı bahane etmeyin, onlar sizin alacaklınız değil.

Adam yorgun argın eve döndüğünde 5 yaşındaki oğlunu kapının önünde beklerken bulmuş. Çocuk babasına:

-Baba 1 saatte ne kadar para kazanıyorsun diye sormuş. Zaten yorgun gelen adam:

-Bu senin işin değil diye yanıtlamış. Bunun üzerine çocuk:

-Babacığım lütfen bilmek istiyorum diye yanıt vermiş. Adam:

-İllaki bilmek istiyorsan 20 dolar diye yanıt vermiş. Bunun üzerine çocuk:

-Peki bana 10 dolar borç verir misin diye sormuş. Adam iyice sinirlenip:

-Benim, senin saçma oyuncaklarına veya benzeri şeylerine ayıracak param yok. Hadi derhal odana git ve kapını kapat demiş. Çocuk sessizce odasına çıkıp kapısını kapatmış. Adam sinirli sinirli bu çocuk nasıl böyle şeylere cesaret eder demiş kendi kendine. Aradan bir saat geçtikten sonra adam biraz daha sakinleşmiş ve çocuğa parayı neden istediğini bile sormadığını düşünmüş. Yukarı çocuğun odasına çıkmış ve kapıyı açmış. Yatağında olan çocuğa:

-Uyuyor musun diye sormuş. Çocuk:

-Hayır diye yanıtlamış.

-Al bakalım istediğin 10 doları; sana az önce sert davrandığım için üzgünüm ama uzun ve yorucu bir gün geçirdim demiş. Çocuk sevinçle haykırmış:

– Teşekkürler babacığım. Yastığının altından diğer buruşuk paraları çıkarmış, adamın suratına bakmış ve yavaşça paraları saymış. Bunu gören adam iyice sinirlenerek:

-Paran olduğu halde neden benden para istiyorsun, benim senin saçma çocuk oyunlarına ayıracak vaktim yok demiş. Çocuk:

-Ama yeterince yoktu demiş ve paraları babasına uzatarak:
– İşte 20 dolar, 1 saatini bana ayırır mısın?

Borcumuz, sıkıntımız, derdimiz ne kadar fazla olursa olsun çocuğumuzu bu çocuğun durumuna düşürmemek gerekiyor. Ona sizin paranız lazım değil, siz lazımsınız, onu kendinizden mahrum etmeyin. Eve girdiğinizde borçları kapıda bırakın, o stresi çocuklarınıza yaşatmayın. Onu sevdiğinizi söylemek, verebileceğiniz en büyük hediyedir. Yoksa paranızı kaybederken sevginizi ve diğer duygularınızı da yitirdiniz mi?


Sunucu Sitenhazir.com