Borçla Mücadele Platformu
Giriş



Newsletter


Lists:



Action:

Ana Sayfa      Borçlunun Özellikleri      Borçlunun el attığı herşey elinde kalır
Sayfayı YazdırSık kullanılanlara ekle
Çoğunuz televizyonda izlemişsinizdir, bazı kişiler rekorlar kitabına adını yazdırmak ve hatırı sayılır bir ödülün de sahibi olmak için amacıyla rekor denemesi yaparlar. Böyle denemelerden birinde bir grup insan binlerce domino taşını birbiri ardınca dizdiler ve bu iş için günlerce uğraştılar. Rekor tescil edildikten sonra sıra bunları devirmeye geldi ve en öndeki tek bir domino taşını devirdiklerinde, hepsi kendinden bir sonraki taşı devirerek binlercesi birkaç dakika içerisinde yerle bir oldu. Burçlu insanların da başına buna benzer bir musibet gelir. İşleri bir ters gitmeye görsün, hepsi birbirini etkileyerek bütün işleri tepe taklak olur. Birini düzeltmeye çalışırken diğeri yıkılır, onu düzeltirken diğeri derken hepsi arka arkaya yıkılır.
 
Borçlu da belli bir şeyden sonra battı balık yan gider deyip işi oluruna bırakmak zorunda kalır. Ben buna domino etkisi diyorum, herhalde başkaları da öyle diyordur. Bu kural en küçük bir esnaftan, en büyük holdinglere kadar geçerlidir. Nitekim son yıllarda ülkemizde dev gibi holdingler ne yazık ki, batmanın eşiğine gelmiş, bazıları da batmıştır. Bunun sebebi kişilerin veya yöneticilerin yıkıma sebep olan problemi geç fark etmeleri veya hiç görmemeleridir. Peki bunun çaresi yok mu? İlle de böyle olmak zorunda mı? Elbette çaresi var. Bu dünyada çaresi olmayan hiçbir şey yoktur. Bize bazen bir zekâ sorusu sorarlar, o kadar zordur ki, bunun çözümü yok der pes ederiz. Ama birisi gelir tereyağından kıl çeker gibi soruyu çözüverir. Taşların hepsi yıkılmak zorunda mı? Elbette hayır. Domino etkisi nasıl önlenir derseniz, her domino taşı diziliş mesafesine göre kendisinden sonra gelen bir, iki veya üç taşı dalgalar şeklinde ilerleyerek devirir. Eğer sırayla dizili binlerce taşın arasından üç tanesini çıkarırsak dalga etkisi tam o noktada sona erer, diğer taşlar ayakta kalmaya devam eder, feda ettiğimiz üç taşa bedel bütün bir organizasyonu kurtarmış oluruz. Önemli olan üç tane taşı feda etmeyi göze almaktır.

Bilindiği gibi bazen insanın genellikle kol veya bacaklarında kangren hastalığı çıkar ve bu hastalığın tedavisi olmadığından, vücuda yayılmaması için kangrenli uzvu kesip atmaktan başka çare yoktur. Ne kadar geç kalınırsa, vücuttan o kadar büyük bir parça eksilir. Buna büyük bir iyilik için küçük bir kötülüğe razı olmak da denebilir. Bazı kişiler bunu kabullenemezler, hayır ben kolumu bacağımı kestirmem diye diretirler ve bu inatları yüzünden tüm vücudu kaybetmeye mahkûm olurlar. Yaptığımız işlerde ters giden bir şeyler varsa, bazı işler düzeltilemeyecek kadar kötüleşmiş ise, bir an evvel bu işten kurtulmak bizi kurtaracaktır.

Çok yakından takip ettiğim ve bir şekilde münasebette olduğum bir holding vardı. Birçok alanda faaliyet gösteriyordu. İşleri kötüye gitmeye başlayınca haliyle düzeltmek için çaba harcamaya başladılar. Ama ne yardan ne de serden geçiyorlardı. Bazı mağazaları tabiri caizse altın değerindeydi, mükemmel iş yapma potansiyeline sahipti. Yapılması gereken, kötü gidenleri hemen elden çıkarıp iyileri daha iyi yapmaya gayret göstermekti. Ama çok geç kalındı, zarar eden mağazaları ayakta tutmak için, kar edenlerden takviye yaptılar, bu sefer iyi giden yerler de zarar etmeye başladı. Haliyle kangren de kollardan gövdeye sıçradı. Buna rağmen yıkılmadılar, inşallah da yıkılmazlar. Yoksa bunca kişinin emeğine yazık olacak.

Sunucu Sitenhazir.com