Bir
Alman atasözü ödünç alan, özgürlüğünü satar der. Bu sözün ne kadar
doğru olduğunu borçludan daha iyi kimse bilemez. Çünkü, borçlu olmayan
insanlar sizin borçlu olduğunuzu biliyorlarsa sizi yadırgarlar. Borçlu
olduğunuz için bir çok şeyi yapmaya hakkınız yoktur. Örneğin, üzerinize
başınıza doğru düzgün bir şey giyemezsiniz. Neden? Çünkü borçlu
olduğunuz için rezil rüsvay bir halde görünmeniz gerekir. İyi
zamanlarınızda almış olduğunuz güzel giysileriniz olsa bile bunları
giyip toplum içerisine çıkmanız ayıplanır. “Adama bak, hem borçluyum
diyor, hem de giydiği elbiseye bak, değme insan alıpda giyemez.”
Arkanızdan söylenecek laf budur. Milletin gözüne girmek için
bulabildiğiniz en pejmürde kıyafetleri giymelisiniz. Dostum dediğiniz,
yardımını gördüğünüz kişiler bile aynı tavır içerisine girerler,
kendilerince yaptıkları yardıma pişman olurlar.
Yine,
borçlunun çarşıya pazara gidip poşetler dolusu malzeme alması kesinlikle
yasaktır. Maazallah pazardan dönerken biri görürse, hele de bu
alacaklıysa vay halinize. Sen misin borcunu ödemeyip de alışveriş yapan.
Onun nazarında borç namus gibi kutsal bir varlıktır. Açlıktan ölme
pahasına yemeyip içmeyip adamın kahrolası alacağı ödenmelidir.
Evinizin
kapısı çalsa, acaba alacaklı mı geldi, icra memurları mı geldi diye
içiniz korkuyla dolar, evinizde bile rahat oturamazsınız. Orası bile
size hapishane gibi gelir. Agorafobi diye bir hastalık vardır, kalabalık
yerlere gitme korkusu anlamına gelir. Borçlu insan da benzer bir
psikoloji içine girer, kalabalık ortamlardan kaçar. Çünkü kalabalık
yerlerde alacaklıya rastlama ihtimali daha fazladır. Bu yüzden gideceği
yerlere ara sokaklardan, kimsenin tercih etmediği yollardan gider.
Borçlu sokakta caddede genellikle yalnız dolaşır. Bunun sebebi
arkadaşıyla dolaşırken alacaklıya yakalanma ve arkadaşının yanında rezil
olma korkusudur.