Borçla Mücadele Platformu
Giriş



Newsletter


Lists:



Action:

Ana Sayfa      Borç Nedir?      Borç günaha kapı açar
Sayfayı YazdırSık kullanılanlara ekle
Yanlış anlaşılmasın borcun kendisi elbette günah değildir, hatta borç vermenin sevabı, sadaka vermekten iki kat daha fazladır. Kendisi günah olmasa da borç bir çok günahlara kapı aralıyor, adeta davetiye çıkartıyor. Peygamber efendimizin hadislerinde; Allah katında, günah-ı kebire denilen şirk, anaya babaya isyan, içki, kumar, zina, adam öldürmek ve dine sonradan katılan, dine zarar veren davranışlar gibi günahlardan sonra, insanın beraberinde getirebileceği en büyük günahlardan biri de, kişinin ödenecek karşılık bırakmadan üzerinde borç olduğu halde ölmesi olduğu anlatılmaktadır. Gözünü kırpmadan, sonunu düşünmeden çok rahat bir şekilde borca giren insanlar bu durumu asla akıllarından çıkarmamalıdırlar. Peki borç yapmak ve karşılık bırakmadan ölmek neden günahları da beraberinde getiriyor. Öncelikle kişi üzerinde kul hakkı olduğu halde bu dünyadan göçüyor. Halbuki, Cenab-ı Allah kul hakkıyla karşıma çıkmayın buyuruyor. Bir kişinin karşılığı olmayan bir borçlanma yapıp ödeyemeden ölmesi, geride kalanlar tarafından da bu borcun ödenmemesi anlamına geliyor ki, bu da kul hakkının borçlunun üzerinde kalması demek. Bu durumda ölen kişilerin borçları ödeninceye kadar zincire vurulmuş olarak kabirde azap çekeceklerini hadislerden öğreniyoruz.       
Karşılığı olmadan borçlanmanın diğer bir anlamı da, Allah’ın hükmüne karşı gelmek demektir. Çünkü bir insanın yarın yaşayıp yaşamayacağı belli değilken, yıllar sonrasına borçlanan insan neyine güvenmektedir. Bu, Allah’ın bütün nefisler ölümü tadacaktır hükmünü ve ölümü ömrün içerisine gizleme hikmetini hafife almak, diğer bir deyişle kaale almamaktır. Sonsuz izzet ve celal sahibi olan Allah kulun bu pervasızlığını elbette cezasız bırakmaz. Nitekim bırakmıyor, Allah’u Teâla ceza amelin cinsindendir hükmü uyarınca, sen misin kendine güvenen, benim kurallarımı hiçe sayan, al o zaman istediğini diyerek daha bu dünyada borçluya cezasını veriyor.
 
Borcun kişiye günah yazılmasına yol açmasının önemli bir sebebi de borçlunun kendisiyle alakalıdır. Çünkü ağır borç yükü, insanın psikolojisini ve bedensel sağlığını bozmakla kalmaz, kişiliği üzerinde de ciddi tahribatlar yapar. Borçlu bile kendini tanıyamaz olur, kendisinden beklenmeyen, kendisinin de onaylamadığı ve hoşlanmadığı sözleri söylemeye ve davranışları sergilemeye başlar. Bütün bunları borçluya yaptıran borç ve laftan anlamayan alacaklılardır. Meselâ, alacaklı parasını istediği zaman şimdi imkânım yok sonra vereyim dersiniz, bu sefer sizden kesin tarih ve hatta saat ister. Gerçekten ödeyebileceğiniz çok ileri bir tarih söylediğinizde bunu kabul etmez, sizi daha erken vermeye zorlar. Bu sefer veremeyeceğinizi bile bile, belki Allah gökten zembille indirir diye ümit ederek daha erken bir tarih söylemek zorunda kalırsınız. Bu yalandır, yalan ise büyük günahlardandır. Söylediğiniz tarih çok çabuk gelir ve sizin de bildiğiniz gibi borcu ödeyemezsiniz. Bu durumda söz verip tutmamış olursunuz ki, bu da büyük günahlardandır, hatta münafıklık alâmeti olduğu söylenmektedir.
Borcun ödenmesi geciktikçe alacaklı taraf da mağdur olur, hakkını yemiş olursunuz. Böylece zulmetmiş olursunuz, mazlumun âhını alırsınız, gece gündüz size beddua eder. Bundan dolayı da bir türlü işiniz rast gitmez, çorbada dişiniz kırılır. Günah içinde günah. Daha saymaya gerek var mı? Bir şekilde öderiz deyip, göz göre göre kendini borca girenler aklını başına almalı, borçtan ateşten, taundan kaçar gibi kaçmalıdır. Çünkü bir şekilde ödeyemezse kendini hem bu dünyada, hem de öbür dünyada ateşe atmış olur.

Sunucu Sitenhazir.com