borc.gen.tr
Borçla Mücadele Platformu
Giriş



Newsletter


Lists:


Action:

Ana Sayfa      Borç Hadisleri
Sayfayı YazdırSık kullanılanlara ekle
Borç Vermek Sevaptır, Verdiğinden Fazla Almak Haramdır
İmam Malik`e ulaştığına göre, bir adam İbnu Ömer (ra)`e gelerek: "Ben birisine bir borç verdim. Bana, bunu daha üstün bir şekilde iadesini şart koştum" dedi ve hükmünü sordu, İbnu Ömer (ra): "Bu ribadır" diye cevap verdi ve şu açıklamada bulundu: "borç verme işi üç şekilde cereyan eder. 1- borç vardır, bunu vermekle sadece Allah`ın rızasını düşünürsün. Karşılığında sana rıza-yı ilahi vardır. 2- borç vardır, bununla arkadaşını memnun etmek istersin. 3- borç vardır, temiz bir malla pis bir şey almak için bu borcu verirsin. İşte bu ribadır." Adam: "Öyleyse bana ne emredersiniz, ey Ebu Abdirrahman?" diye sordu. İbnu Ömer şu açıklamada bulundu: "Akdi yırtmanı tavsiye ederim. borçlu, verdiğin miktarı aynen iade öderse alırsın, Verdiğinden daha az iade eder, sen de alırsan sevap kazanırsın. Eğer sana, daha iyi birşeyi gönül hoşluğu ile verirse, bu sana bir teşekkürdür, böylece teşekkürünü ifade ediyor demektir. Sana ayrıca, ona vade tanıdığın için sevap vardır."
 
cenaze namazıBorçlunun Cenaze Namazı Kılınır mı?
Resulullah (sav)`a namazını kıldırıvermesi için bir adamın cenazesi getirildi. Aleyhissalatu vesselam: "Onun üzerinde borç var, arkadaşınızın namazını siz kılın!" buyurdu. Ben: "(borç) benim üzerime olsun, ey Allah`ın Resulü" dedim. "Sadakatle mi?" dedi. "Sadakatle!" dedim. Bunun üzerine cenazenin namazını kıldı."
 
Borçlu Olan Cihada Gidemez?
Anlattığına göre, cihada giderken, yola çıkıp, halkın geçeceği yere durarak, herkese duyuracak şekilde şöyle bağırırmış: "Ey insanlar: Kimin üzerinde bir borç olduğu halde, cihada katılır ve bilirse ki, öldüğü takdirde bu borç ödenmeyecektir, hemen geri dönsün, sakın peşime takılmasın. Zira, o, bu haliyle cihadın karşılığını alamaz." (Rezin`in ilavesidir.)
 
Borç Öderken Alacaklının Mağduriyetini Gidermek İçin Fazla Verilebilir
İbnu Ömer (ra) bir miktar borç para aldı. Bunu sahibine daha iyi bir şekilde ödedi. borç veren adam: "Bu verdiğimden efdaldir (fazladır) diyerek almak istemedi. İbnu Ömer adama: "Biliyorum, ancak için bu şekilde rahat edecek" dedi.
 
Ölenin Yerine Borç Nasıl Ödenir?
Bir kadın Resulullah (sav)`a gelerek: "Annem vefat etti, üzerinde de nezir orucu borcu var, kendisine bedel oruç tutabilir miyim?" dedi. Resulullah: "Annen üzerinde borçolsaydı da sen ödeyiverseydin, bu borç onun yerine ödenmiş olur muydu?" diye sordu. Kadın: "Evet!" deyince, Aleyhissalatu vesselam: "Öyleyse annene bedel oruç tut!" buyurdu.
 
Alacaklı Merhametli Olmalı
Resulullah (sav) kapıda yüksek sesle münakaşa edenlerin gürültülerini işitti. Bunlardan biri, diğerinden borç indirmesini taleb ediyor, bir hususta da merhametli olmasını istiyor. Öbürü de: "Vallahi yapmam!" diyordu. Resulullah (sav) yanlarına gitti ve: "Hanginiz, hayır yapmamak üzere Allah adına yemin etti?" dedi. Birisi: "Benim ey Allah`ın Resulü! (borç indirimi ile, merhametli davranmadan) hangisini dilerse onun olsun (teklifini kabul ettim)" dedi.
 
Karşılıksız Borç Yapmak Günahtır
Resulullah (sav)`a üzerinde borç olan bir ölü getirildiği zaman: "Borcunu ödeyecek bir mal bıraktı mı?" diye sorardı. Eğer yeterli mal bıraktığı söylenirse namazını kılardı. Aksi takdirde: "Arkadaşınızın namazını kılın!" derdi. Ancak Allahu Teala Hazretleri, Resulüne fetihler müyesser ettiği zaman (her getirilenin) namazını kıldı ve (borcu var mı? diye) sormadı. Şöyle derdi: "Ben mü`minlere nefislerinden evlayım. Öyleyse kim borç veya ağır bir yük veya horanta bırakırsa o banadır, benim üzerimedir. Kimde mal bırakırsa o da kendi varislerinedir."
 
Borç Ödenmedikçe Affedilmez
Resulullah (sav) şöyle buyurdular: "Şehidin -borç hariç- bütün günahları affedilir."
 
Kefil Borçlu Gibidir
Resulullah (sav) buyurdular ki: "Ariyet (sahibine) verilecektir. Kefil borçludur, borç ödenmelidir."
 
Borç Bir Dirhem Bile Olsa Borçtur
Ebu Davud`un bir rivayetinde şöyle buyurulur: "Mükateb, üzerinde bir dirhemlik borç kaldığı müddetçe köledir."
 
Borçlu Olan Cennete Giremez Mi?
Resulullah (sa) buyurdular ki: "Kim şu üç şeyden beri olarak ölürse cennete girer: Kibir, Gulül, borç"
 
Borç Büyük Bir Günahtır
Resulullah (sav) buyurdular ki: "Allahu Teala nazarında, bir kulun Allah tarafından yasaklanan kebirelerden sonra, beraberinde getirebileceği en büyük günahlardan biri, kişinin ödenecek karşılık bırakmadan üzerinde borç olduğu halde ölmesidir."
 
Borç Sahibini Bulur
Resulullah (sav) Beni İsrail`den bin dinar borç para isteyen bir kimseden bahsetti. Beni İsrail`den borç talep ettiği kimse: "Bana şahidlerini getir, onların huzurunda vereyim, şahid olsunlar!" dedi. İsteyen ise: "Şahid olarak Allah yeter!" dedi. Öbürü: "Öyleyse bana kefil getir" dedi. Berikisi "Kefil olarak Allah yeter" dedi. Öbürü: "Doğru söyledin!" dedi ve belli bir vade ile parayı ona verdi. Adam deniz yolculuğuna çıktı ve ihtiyacını gördü. Sonra borcunu vadesi içinde ödemek maksadıyla geri dönmek üzere bir gemi aradı, ama bulamadı. Bunun üzerine bir odun parçası alıp içini oydu. Bin dinarı sahibine hitabeden bir mektupla birlikte oyuğa yerleştirdi. Sonra oyuğun ağzını kapayıp düzledi. Sonra da denize getirip: "Ey Allahım, biliyorsun ki, ben falandan bin dinar borç almıştım. Benden şahid istediğinde ben: "Şahid olarak Allah yeter!" demiştim. O da şahid olarak sana razı oldu. Benden kefil isteyince de: "Kefil olarak Allah yeter!" demiştim. O da kefil olarak sana razı olmuştu. Ben ise şimdi, bir gemi bulmak için gayret ettim, ama bulamadım. Şimdi onu sana emanet ediyorum!" dedi ve odun parçasını denize attı ve odun denize gömüldü. Sonra oradan ayrılıp, kendini memleketine götürecek bir gemi aramaya başladı. borç veren kimse de, parasını getirecek gemiyi beklemeye başladı. Gemi yoktu ama, içinde parası bulunan odun parçasını buldu. Onu ailesine odun yapmak üzere aldı. (Testere ile) parçalayınca parayı ve mektubu buldu. Bir müddet sonra borç alan kimse geldi. Bin dinarla adama uğradı ve: "Malını getirmek için aralıksız gemi aradım. Ancak beni getirenden daha önce gelen bir gemi bulamadım" dedi. Alacaklı: "Sen bana bir şeyler göndermiş miydin?" diye sordu. Öbürü: "Ben sana, daha önce bir gemi bulamadığımı söyledim" dedi. Alacaklı: "Allah Teala hazretleri, senin odun parçası içerisinde gönderdiğin parayı sana bedel ödedi. Bin dinarına kavuşmuş olarak dön" dedi."
 
Alacağını Bağışlamak Kurtuluşa Vesiledir
Resulullah (sav) buyurdular ki: "Sizden önce yaşayanlardan bir tüccar vardı. Halka borçborçluları arasında fakir görürse hizmetçilerine: "Onun borcundan vazgeçiverin, böylece Allah`ın da bizim günahlarımızdan vazgeçeceğini umarız" derdi. Allah da onun günahlarından vazgeçti." verirdi.
 
Borç Verenin Günahları Affolunur
Resulullah (sav) buyurdular ki: "Sizden önce yaşayanlardan bir tüccar vardı. Halka borçborçluları arasında fakir görürse hizmetçilerine: "Onun borcundan vazgeçiverin, böylece Allah`ın da bizim günahlarımızdan vazgeçeceğini umarız" derdi. Allah da onun günahlarından vazgeçti." verirdi.
 
Borcu Olan Peygamber Efendimize Salavat Getirsin
Resulullah (sav) buyurdu ki: "Ben her mü`mine, mutlaka, dünya ve ahirette insanların en yakınıyımdır. Dilerseniz (bu hususla ilgili olan) şu ayeti okuyun: "O peygamber, mü`minlere öz nefislerinden evladır. Zevceleri, mü`minlerin analarıdır..." (Ahzab 6). Hangi mü`min (vefatında) bir mal bırakırsa varisleri (asabı) ona varis olsunlar. borç veya bakıma muhtaç birini bırakmışsa o bana gelsin, ben onun mevlasıyım."
 
Alacağından Vazgeçmek Cehennemden Kurtuluşa Vesile Olur
Diğer bir rivayette şöyle gelmiştir: "Resulullah (sav) buyurdular ki: "Bir adam hiç hayır amelde bulunmadı. Ancak halka borç verir ve borcunu toplayan elçisine: "Kolay ödeyecekten (zenginden) al, zor ödeyecekten (fakirden) alma, vazgeç. Ola ki Allah da bizim günahlarımızdan vazgeçer" derdi. Allahu Teala hazretleri bunun üzerine: "Haydi senin günahlarından vazgeçtim" buyurdu."
 
Borçlu Önce Allah'a Olan Borcunu Ödemeli
Bir adam Resulullah (sav)`a gelerek: "Kızkardeşim haccetmeye nezretti. Ancak bunu ifa etmeden öldü, (ne yapmak gerekmektedir?)" diye sordu. Resulullah (sav): "Üzerinde başka borcu var mıydı, sen bunu ödeyiverdin mi?" buyurdu. Adam: "Evet!" deyince: "Öyleyse Allah`a olan borcunu da ödeyiver. O, (celle şanuhu) borç ödenmeye daha layıktır" dedi.
 
Perygamber Efendimiz Borç Konusuna Çok Önem Verirdi
Bir başka rivayette şöyle denmiştir: (Ebu Zerr (ra)`den naklen) Ben Resulullah (sav)`la beraber yürüyordum. O, Uhud dağına bakıyordu. Bir ara: "Evimde üç gece kalacak altınım olsun istemem. Ancak üzerimdeki bir borç sebebiyle tek dinarı koruyabilir, geri kalanın da Allah`ın kullarına şöyle şöyle dağıtılmasını emrederdim" dedi ve elleriyle önüne, sağma soluna dağıtma işareti yaptı.
 
Alacaklı Bulunmazsa Borç Nasıl Ödenir? 
Anlattığına göre: "[Yedi yüz dirheme] bir cariye satın almış ve (borcunu ödemeden) sahibini kaybetmiştir. Bir yıl sahibini arayan İbnu Mes`ud onu bulamaz ve bu parayı, bir dirhem, iki dirhem şeklinde parça parça vermeye başlar ve: "Ey Allahım, bunu falanca adına sadaka kabul et! Eğer adam gelirse sadaka benim adıma olacak, borç da uhdemde kalacak!" der. İbnu Mes`ud der ki: "Sahibini bulamadığınız buluntu hakkında böyle hareket edin!"
 
Emanet Para Borç Verilir mi? 
Babasından naklen anlattığına göre, "Ömer İbnu`l-Hattab`ın iki oğlu Abdullah ve Ubeydullah (ra), Irak`a giden bir orduya katılıp sefere çıktılar. Bu seferde, Basra emiri olan Ebu Musa el-Eş`ari (ra)`ye uğradılar. Ebu Musa onlarla merhabalaşıp, kolaylık diledikten sonra: "Size faydası dokunacak bir şey yapabilmeyi ne kadar isterdim!" dedi ve az sonra hatırladı: "Evet evet! Şurada Allah`ın malından mal var. Onu Emirü`l-mü`minin (Hz. Ömer)`e göndermek istiyorum. Ben onu size karz olarak vereyim. Siz onunla Irak mallarından satın alın, sonra da Medine`de satın. Sermayeyi emiru`l-mü`minin`e ödeyin, kar da sizin olsun!" dedi. Abdullah ve Ubeydullah: "Bunu yapmak isteriz" dediler ve yaptılar. Ebu Musa, Hz. Ömer (ra)`e onlardan malı almasını yazdı. Medine`ye geldikleri vakit malı sattılar, kar ettiler. Parayı Hz. Ömer`e verdikleri zaman: "Ebu Musa, her askere size yaptığı gibi borç veriyor mu?" diye sordu. Oğulları, "Hayır!" dediler. Bunun üzerine Hz. Ömer: "Emiru`l-mü`mininin iki oğlu olduğunuz için borç vermiş. (Olmaz böyle şey!) Sermayeyi de, karı da getirin!" diye gürledi. Abdullah sükut etti. Ubeydullah ise: "Ey Emiru`l-mü`minin, bu davranış sana yakışmaz! Eğer bu sermaye noksanlaşsa veya kaybolsa idi,biz tazmin edecektik" dedi. Fakat Hz. Ömer: "Kârı da getirin!" diye ısrar etti. Abdullah yine sesini çıkarmadı. Ubeydullah (önceki söylediklerini tekrar ederek) karşılık verdi. Bunun üzerine Hz. Ömer`in meclis arkadaşlarından bir adam: "Ey Emiru`l-mü`minin! Bunu mudarebe saysan!" teklifinde bulundu. Hz. Ömer de: "Evet, onu mudarebe kıldım!" deyip, sermayeyi ve kârın yarısını aldı. Abdullah`la Ubeydullah da diğer yarısını aldılar.
 
Ağaçtan Meyve Çalan Borçlanır 
Resulullah (sav)`a dalındaki meyveden sorulmuştu. Şu cevabı verdi: "İhtiyaç sahibi olmak kaydıyla, eteğine almaksızın, sadece yiyene bir şey gerekmez." (Ebu Davud ve Nesai`de şu ziyade mevcuttur: "Kim ağaçtan beraberinde meyve götürürse, aldığının bedelini iki katıyla borçlanır ve ayrıca ceza da çeker. Kim de kurutma yerine getirilmiş olan meyveden bir şeyler çalar ve bunun miktarı da bir kalkanın değerine ulaşırsa kolunun kesilmesi gerekir. Kim de bu miktardan az çalarsa aldığı miktarın iki misli borç öder ve ayrıca ceza çeker." Nesai`de şu ziyade vardır: "Meradan çalınan koyun için el kesilmez. Eğer bu hayvan ağılda idiyse kalkan değerinde olanı için el kesilir.)
 
Borçlu Ödemezse Kefil Borcu Ödemek Zorundadır 
Resulullah (sa) buyurdular ki: "Allah Teala hazretleri her hak sahibine hakkını verdi. Öyleyse varis lehine vasiyet yoktur. Çocuk yatağa aittir, Zani için mahrumiyet vardır. Gerçek hesapları Allah`a aittir. Kim kendisini babasından başkasına nisbet eder veya hakiki velisinden başkasını veli gösterirse, kıyamet gününe kadar Allah`ın, laneti üzerine olsun." Resulullah devamla dedi ki: "Kadın, kocasının evinden onun izni olmadan (başkasına) infak edemez!" Kendisine: "Ey Allah`ın Resulü! Yiyecek de mi?" denildi. "Bu, mallarınızın en kıymetlisidir!" buyurdular. Sonra sözlerine şöyle devam ettiler: "Ariyet (olarak alınan sahibine) ödenir. Minha (olarak alınan sahibine) geri verilir. borç ödenir, kefil olan borçlu sayılır." 
 
Alacaklı Daima Haklıdır 
Anlattığına göre, babası öldüğü zaman bir Yahudiye otuz vask borç bıraktı. Hz. Cabir (ra) Yahudiden, bu borcun ödenmesi için biraz müddet talep etti. Ancak Yahudi, te`hir kabul etmedi. Hz. Cabir Aleyhissalatu vesselam`a gelerek, Yahudi nezdinde şefaatçi olmasını talep etti. Resulullah (sav), (bu otuz vasklık) borca bedel bir hurmalığın meyvesini alması için konuştu. Yahudi kabul etmedi. Bunun üzerine Aleyhissalatu vesselam hurmalığa girdi, içerisinde yürüdü. Sonra Cabir (ra)`e "Hurmayı kes, ona borcunu (tamamıyla) öde!" buyurdu. Cabir hurmayı kesti, Yahudiye otuz vask borcunu ödedi. Geriye on yedi vask hurma da arttı: Cabir, durumu haber vermek üzere Resulullah (sav)`a gitti. Aleyhissalatu vesselam ikindiyi kılıyordu. Namazı bitince fazlalığı haber verdi. "Bunu Ömer İbnu`l-Hattab`a haber ver" buyurdular. Ben de gidip ona söyledim. Ömer: "Ben, Resulullah (sav) içinde yürüyünce hurmada bereket hasıl olacağını anlamıştım" dedi.
Tasarım & Hosting Sitenhazir.com