|
|
 |
|
|
|
|
|
Borç Vermek Sevaptır, Verdiğinden Fazla Almak Haramdır
İmam
Malik`e ulaştığına göre, bir adam İbnu Ömer (ra)`e gelerek: "Ben
birisine bir borç verdim. Bana, bunu daha üstün bir şekilde iadesini
şart koştum" dedi ve hükmünü sordu, İbnu Ömer (ra): "Bu ribadır" diye
cevap verdi ve şu açıklamada bulundu: "borç verme işi üç şekilde cereyan
eder. 1- borç vardır, bunu vermekle sadece Allah`ın rızasını
düşünürsün. Karşılığında sana rıza-yı ilahi vardır. 2- borç vardır,
bununla arkadaşını memnun etmek istersin. 3- borç vardır, temiz bir
malla pis bir şey almak için bu borcu verirsin. İşte bu ribadır." Adam:
"Öyleyse bana ne emredersiniz, ey Ebu Abdirrahman?" diye sordu. İbnu
Ömer şu açıklamada bulundu: "Akdi yırtmanı tavsiye ederim. borçlu,
verdiğin miktarı aynen iade öderse alırsın, Verdiğinden daha az iade
eder, sen de alırsan sevap kazanırsın. Eğer sana, daha iyi birşeyi gönül
hoşluğu ile verirse, bu sana bir teşekkürdür, böylece teşekkürünü ifade
ediyor demektir. Sana ayrıca, ona vade tanıdığın için sevap vardır."
|
Borçlunun Cenaze Namazı Kılınır mı?
Resulullah
(sav)`a namazını kıldırıvermesi için bir adamın cenazesi getirildi.
Aleyhissalatu vesselam: "Onun üzerinde borç var, arkadaşınızın namazını
siz kılın!" buyurdu. Ben: "(borç) benim üzerime olsun, ey Allah`ın
Resulü" dedim. "Sadakatle mi?" dedi. "Sadakatle!" dedim. Bunun üzerine
cenazenin namazını kıldı."
|
Borçlu Olan Cihada Gidemez?
Anlattığına
göre, cihada giderken, yola çıkıp, halkın geçeceği yere durarak,
herkese duyuracak şekilde şöyle bağırırmış: "Ey insanlar: Kimin üzerinde
bir borç olduğu halde, cihada katılır ve bilirse ki, öldüğü takdirde bu
borç ödenmeyecektir, hemen geri dönsün, sakın peşime takılmasın. Zira,
o, bu haliyle cihadın karşılığını alamaz." (Rezin`in ilavesidir.)
|
Borç Öderken Alacaklının Mağduriyetini Gidermek İçin Fazla Verilebilir
İbnu
Ömer (ra) bir miktar borç para aldı. Bunu sahibine daha iyi bir şekilde
ödedi. borç veren adam: "Bu verdiğimden efdaldir (fazladır) diyerek
almak istemedi. İbnu Ömer adama: "Biliyorum, ancak için bu şekilde rahat
edecek" dedi.
|
Ölenin Yerine Borç Nasıl Ödenir?
Bir
kadın Resulullah (sav)`a gelerek: "Annem vefat etti, üzerinde de nezir
orucu borcu var, kendisine bedel oruç tutabilir miyim?" dedi.
Resulullah: "Annen üzerinde borçolsaydı da sen ödeyiverseydin, bu borç
onun yerine ödenmiş olur muydu?" diye sordu. Kadın: "Evet!" deyince,
Aleyhissalatu vesselam: "Öyleyse annene bedel oruç tut!" buyurdu.
|
|
Alacaklı Merhametli Olmalı
Resulullah
(sav) kapıda yüksek sesle münakaşa edenlerin gürültülerini işitti.
Bunlardan biri, diğerinden borç indirmesini taleb ediyor, bir hususta da
merhametli olmasını istiyor. Öbürü de: "Vallahi yapmam!" diyordu.
Resulullah (sav) yanlarına gitti ve: "Hanginiz, hayır yapmamak üzere
Allah adına yemin etti?" dedi. Birisi: "Benim ey Allah`ın Resulü! (borç
indirimi ile, merhametli davranmadan) hangisini dilerse onun olsun
(teklifini kabul ettim)" dedi.
|
Karşılıksız Borç Yapmak Günahtır
Resulullah
(sav)`a üzerinde borç olan bir ölü getirildiği zaman: "Borcunu ödeyecek
bir mal bıraktı mı?" diye sorardı. Eğer yeterli mal bıraktığı
söylenirse namazını kılardı. Aksi takdirde: "Arkadaşınızın namazını
kılın!" derdi. Ancak Allahu Teala Hazretleri, Resulüne fetihler müyesser
ettiği zaman (her getirilenin) namazını kıldı ve (borcu var mı? diye)
sormadı. Şöyle derdi: "Ben mü`minlere nefislerinden evlayım. Öyleyse kim
borç veya ağır bir yük veya horanta bırakırsa o banadır, benim
üzerimedir. Kimde mal bırakırsa o da kendi varislerinedir."
|
|
Borç Ödenmedikçe Affedilmez
Resulullah (sav) şöyle buyurdular: "Şehidin -borç hariç- bütün günahları affedilir."
|
|
Kefil Borçlu Gibidir
Resulullah (sav) buyurdular ki: "Ariyet (sahibine) verilecektir. Kefil borçludur, borç ödenmelidir."
|
|
Borç Bir Dirhem Bile Olsa Borçtur
Ebu Davud`un bir rivayetinde şöyle buyurulur: "Mükateb, üzerinde bir dirhemlik borç kaldığı müddetçe köledir."
|
Borçlu Olan Cennete Giremez Mi?
Resulullah (sa) buyurdular ki: "Kim şu üç şeyden beri olarak ölürse cennete girer: Kibir, Gulül, borç"
|
Borç Büyük Bir Günahtır
Resulullah
(sav) buyurdular ki: "Allahu Teala nazarında, bir kulun Allah
tarafından yasaklanan kebirelerden sonra, beraberinde getirebileceği en
büyük günahlardan biri, kişinin ödenecek karşılık bırakmadan üzerinde
borç olduğu halde ölmesidir."
|
Borç Sahibini Bulur
Resulullah
(sav) Beni İsrail`den bin dinar borç para isteyen bir kimseden
bahsetti. Beni İsrail`den borç talep ettiği kimse: "Bana şahidlerini
getir, onların huzurunda vereyim, şahid olsunlar!" dedi. İsteyen ise:
"Şahid olarak Allah yeter!" dedi. Öbürü: "Öyleyse bana kefil getir"
dedi. Berikisi "Kefil olarak Allah yeter" dedi. Öbürü: "Doğru söyledin!"
dedi ve belli bir vade ile parayı ona verdi. Adam deniz yolculuğuna
çıktı ve ihtiyacını gördü. Sonra borcunu vadesi içinde ödemek maksadıyla
geri dönmek üzere bir gemi aradı, ama bulamadı. Bunun üzerine bir odun
parçası alıp içini oydu. Bin dinarı sahibine hitabeden bir mektupla
birlikte oyuğa yerleştirdi. Sonra oyuğun ağzını kapayıp düzledi. Sonra
da denize getirip: "Ey Allahım, biliyorsun ki, ben falandan bin dinar
borç almıştım. Benden şahid istediğinde ben: "Şahid olarak Allah yeter!"
demiştim. O da şahid olarak sana razı oldu. Benden kefil isteyince de:
"Kefil olarak Allah yeter!" demiştim. O da kefil olarak sana razı
olmuştu. Ben ise şimdi, bir gemi bulmak için gayret ettim, ama
bulamadım. Şimdi onu sana emanet ediyorum!" dedi ve odun parçasını
denize attı ve odun denize gömüldü. Sonra oradan ayrılıp, kendini
memleketine götürecek bir gemi aramaya başladı. borç veren kimse de,
parasını getirecek gemiyi beklemeye başladı. Gemi yoktu ama, içinde
parası bulunan odun parçasını buldu. Onu ailesine odun yapmak üzere
aldı. (Testere ile) parçalayınca parayı ve mektubu buldu. Bir müddet
sonra borç alan kimse geldi. Bin dinarla adama uğradı ve: "Malını
getirmek için aralıksız gemi aradım. Ancak beni getirenden daha önce
gelen bir gemi bulamadım" dedi. Alacaklı: "Sen bana bir şeyler göndermiş
miydin?" diye sordu. Öbürü: "Ben sana, daha önce bir gemi bulamadığımı
söyledim" dedi. Alacaklı: "Allah Teala hazretleri, senin odun parçası
içerisinde gönderdiğin parayı sana bedel ödedi. Bin dinarına kavuşmuş
olarak dön" dedi."
|
Alacağını Bağışlamak Kurtuluşa Vesiledir
Resulullah
(sav) buyurdular ki: "Sizden önce yaşayanlardan bir tüccar vardı. Halka
borçborçluları arasında fakir görürse hizmetçilerine: "Onun borcundan
vazgeçiverin, böylece Allah`ın da bizim günahlarımızdan vazgeçeceğini
umarız" derdi. Allah da onun günahlarından vazgeçti." verirdi.
|
Borç Verenin Günahları Affolunur
Resulullah
(sav) buyurdular ki: "Sizden önce yaşayanlardan bir tüccar vardı. Halka
borçborçluları arasında fakir görürse hizmetçilerine: "Onun borcundan
vazgeçiverin, böylece Allah`ın da bizim günahlarımızdan vazgeçeceğini
umarız" derdi. Allah da onun günahlarından vazgeçti." verirdi.
|
Borcu Olan Peygamber Efendimize Salavat Getirsin
Resulullah
(sav) buyurdu ki: "Ben her mü`mine, mutlaka, dünya ve ahirette
insanların en yakınıyımdır. Dilerseniz (bu hususla ilgili olan) şu ayeti
okuyun: "O peygamber, mü`minlere öz nefislerinden evladır. Zevceleri,
mü`minlerin analarıdır..." (Ahzab 6). Hangi mü`min (vefatında) bir mal
bırakırsa varisleri (asabı) ona varis olsunlar. borç veya bakıma muhtaç
birini bırakmışsa o bana gelsin, ben onun mevlasıyım."
|
Alacağından Vazgeçmek Cehennemden Kurtuluşa Vesile Olur
Diğer
bir rivayette şöyle gelmiştir: "Resulullah (sav) buyurdular ki: "Bir
adam hiç hayır amelde bulunmadı. Ancak halka borç verir ve borcunu
toplayan elçisine: "Kolay ödeyecekten (zenginden) al, zor ödeyecekten
(fakirden) alma, vazgeç. Ola ki Allah da bizim günahlarımızdan vazgeçer"
derdi. Allahu Teala hazretleri bunun üzerine: "Haydi senin
günahlarından vazgeçtim" buyurdu."
|
Borçlu Önce Allah'a Olan Borcunu Ödemeli
Bir
adam Resulullah (sav)`a gelerek: "Kızkardeşim haccetmeye nezretti.
Ancak bunu ifa etmeden öldü, (ne yapmak gerekmektedir?)" diye sordu.
Resulullah (sav): "Üzerinde başka borcu var mıydı, sen bunu ödeyiverdin
mi?" buyurdu. Adam: "Evet!" deyince: "Öyleyse Allah`a olan borcunu da
ödeyiver. O, (celle şanuhu) borç ödenmeye daha layıktır" dedi.
|
Perygamber Efendimiz Borç Konusuna Çok Önem Verirdi
Bir
başka rivayette şöyle denmiştir: (Ebu Zerr (ra)`den naklen) Ben
Resulullah (sav)`la beraber yürüyordum. O, Uhud dağına bakıyordu. Bir
ara: "Evimde üç gece kalacak altınım olsun istemem. Ancak üzerimdeki bir
borç sebebiyle tek dinarı koruyabilir, geri kalanın da Allah`ın
kullarına şöyle şöyle dağıtılmasını emrederdim" dedi ve elleriyle önüne,
sağma soluna dağıtma işareti yaptı.
|
Alacaklı Bulunmazsa Borç Nasıl Ödenir?
Anlattığına
göre: "[Yedi yüz dirheme] bir cariye satın almış ve (borcunu ödemeden)
sahibini kaybetmiştir. Bir yıl sahibini arayan İbnu Mes`ud onu bulamaz
ve bu parayı, bir dirhem, iki dirhem şeklinde parça parça vermeye başlar
ve: "Ey Allahım, bunu falanca adına sadaka kabul et! Eğer adam gelirse
sadaka benim adıma olacak, borç da uhdemde kalacak!" der. İbnu Mes`ud
der ki: "Sahibini bulamadığınız buluntu hakkında böyle hareket edin!"
|
Emanet Para Borç Verilir mi?
Babasından
naklen anlattığına göre, "Ömer İbnu`l-Hattab`ın iki oğlu Abdullah ve
Ubeydullah (ra), Irak`a giden bir orduya katılıp sefere çıktılar. Bu
seferde, Basra emiri olan Ebu Musa el-Eş`ari (ra)`ye uğradılar. Ebu Musa
onlarla merhabalaşıp, kolaylık diledikten sonra: "Size faydası
dokunacak bir şey yapabilmeyi ne kadar isterdim!" dedi ve az sonra
hatırladı: "Evet evet! Şurada Allah`ın malından mal var. Onu
Emirü`l-mü`minin (Hz. Ömer)`e göndermek istiyorum. Ben onu size karz
olarak vereyim. Siz onunla Irak mallarından satın alın, sonra da
Medine`de satın. Sermayeyi emiru`l-mü`minin`e ödeyin, kar da sizin
olsun!" dedi. Abdullah ve Ubeydullah: "Bunu yapmak isteriz" dediler ve
yaptılar. Ebu Musa, Hz. Ömer (ra)`e onlardan malı almasını yazdı.
Medine`ye geldikleri vakit malı sattılar, kar ettiler. Parayı Hz. Ömer`e
verdikleri zaman: "Ebu Musa, her askere size yaptığı gibi borç veriyor
mu?" diye sordu. Oğulları, "Hayır!" dediler. Bunun üzerine Hz. Ömer:
"Emiru`l-mü`mininin iki oğlu olduğunuz için borç vermiş. (Olmaz böyle
şey!) Sermayeyi de, karı da getirin!" diye gürledi. Abdullah sükut etti.
Ubeydullah ise: "Ey Emiru`l-mü`minin, bu davranış sana yakışmaz! Eğer
bu sermaye noksanlaşsa veya kaybolsa idi,biz tazmin edecektik" dedi.
Fakat Hz. Ömer: "Kârı da getirin!" diye ısrar etti. Abdullah yine sesini
çıkarmadı. Ubeydullah (önceki söylediklerini tekrar ederek) karşılık
verdi. Bunun üzerine Hz. Ömer`in meclis arkadaşlarından bir adam: "Ey
Emiru`l-mü`minin! Bunu mudarebe saysan!" teklifinde bulundu. Hz. Ömer
de: "Evet, onu mudarebe kıldım!" deyip, sermayeyi ve kârın yarısını
aldı. Abdullah`la Ubeydullah da diğer yarısını aldılar.
|
Ağaçtan Meyve Çalan Borçlanır
Resulullah
(sav)`a dalındaki meyveden sorulmuştu. Şu cevabı verdi: "İhtiyaç sahibi
olmak kaydıyla, eteğine almaksızın, sadece yiyene bir şey gerekmez."
(Ebu Davud ve Nesai`de şu ziyade mevcuttur: "Kim ağaçtan beraberinde
meyve götürürse, aldığının bedelini iki katıyla borçlanır ve ayrıca ceza
da çeker. Kim de kurutma yerine getirilmiş olan meyveden bir şeyler
çalar ve bunun miktarı da bir kalkanın değerine ulaşırsa kolunun
kesilmesi gerekir. Kim de bu miktardan az çalarsa aldığı miktarın iki
misli borç öder ve ayrıca ceza çeker." Nesai`de şu ziyade vardır:
"Meradan çalınan koyun için el kesilmez. Eğer bu hayvan ağılda idiyse
kalkan değerinde olanı için el kesilir.)
|
Borçlu Ödemezse Kefil Borcu Ödemek Zorundadır
Resulullah
(sa) buyurdular ki: "Allah Teala hazretleri her hak sahibine hakkını
verdi. Öyleyse varis lehine vasiyet yoktur. Çocuk yatağa aittir, Zani
için mahrumiyet vardır. Gerçek hesapları Allah`a aittir. Kim kendisini
babasından başkasına nisbet eder veya hakiki velisinden başkasını veli
gösterirse, kıyamet gününe kadar Allah`ın, laneti üzerine olsun."
Resulullah devamla dedi ki: "Kadın, kocasının evinden onun izni olmadan
(başkasına) infak edemez!" Kendisine: "Ey Allah`ın Resulü! Yiyecek de
mi?" denildi. "Bu, mallarınızın en kıymetlisidir!" buyurdular. Sonra
sözlerine şöyle devam ettiler: "Ariyet (olarak alınan sahibine) ödenir.
Minha (olarak alınan sahibine) geri verilir. borç ödenir, kefil olan
borçlu sayılır."
|
Alacaklı Daima Haklıdır
Anlattığına
göre, babası öldüğü zaman bir Yahudiye otuz vask borç bıraktı. Hz.
Cabir (ra) Yahudiden, bu borcun ödenmesi için biraz müddet talep etti.
Ancak Yahudi, te`hir kabul etmedi. Hz. Cabir Aleyhissalatu vesselam`a
gelerek, Yahudi nezdinde şefaatçi olmasını talep etti. Resulullah (sav),
(bu otuz vasklık) borca bedel bir hurmalığın meyvesini alması için
konuştu. Yahudi kabul etmedi. Bunun üzerine Aleyhissalatu vesselam
hurmalığa girdi, içerisinde yürüdü. Sonra Cabir (ra)`e "Hurmayı kes, ona
borcunu (tamamıyla) öde!" buyurdu. Cabir hurmayı kesti, Yahudiye otuz
vask borcunu ödedi. Geriye on yedi vask hurma da arttı: Cabir, durumu
haber vermek üzere Resulullah (sav)`a gitti. Aleyhissalatu vesselam
ikindiyi kılıyordu. Namazı bitince fazlalığı haber verdi. "Bunu Ömer
İbnu`l-Hattab`a haber ver" buyurdular. Ben de gidip ona söyledim. Ömer:
"Ben, Resulullah (sav) içinde yürüyünce hurmada bereket hasıl olacağını
anlamıştım" dedi. | | |
|
|
|
|
|
|
|
|
 |
|