|
Zarara
rızasıyla girene merhamet edilmez diye veciz bir söz vardır. Günlük
hayatta yaşadığımız bir çok olayda bu sözün ne kadar doğru olduğunu
görürüz. Mesela adamın biri içki içer, sarhoş olur, sonra da o vaziyette
araba kullanmaya kalkar. Sonuç aslında en baştan bellidir. Onu
uyarırlar, bu kafayla araba kullanma, kaza yaparsın derler. Ne çare
dinletemezler, çünkü sarhoşların en bariz özelliklerinden biri sarhoş
olduklarını inkar etmeleridir. Kimseyi dinlemez, direksiyona geçer, çift
gördüğü ağacın ortasından geçeyim derken toslar, kolu bacağı kırılır.
Milletin diyeceği söz bellidir, o kadar da söyledik o şekilde araba
kullanma diye, oh olsun.
Bir çocuk bir sürü
oyuncağı varken onları bırakıp tehlikeli bir aletle oynamaya başlar.
Annesi de hemen uyararak onu bırakıp oyuncaklarıyla oynamasını söyler,
ama sözünü dinletemez. Bir süre sonra alet çocuğun canını yakar, örneğin
bıçakla oynuyorsa elini keser, o da ağlamaya başlar. Annesi hemen
koşar, elini bantlar ama, bir tokat da o vurur. Acımaz, çünkü o kadar
uyarmış, çocuk adeta bile bile bu işi yapmıştır.
Bir genç
kimsenin tasvip etmediği, ne idüğü belli olmayan kişilerle arkadaşlık
ediyordu. Dostları onu uyardılar, bak, bu adamlar tekin değil, ne
yaptıklarını bilen yok, başını belaya sokarlar, derhal onlardan
uzaklaş. Tabii kimseyi dinlemedi, kötü arkadaşlarıyla dolaşmaya devam
etti. Bir gün onların karanlık işler çevirdiği bir mekana gitti, o anda
orayı polis bastı ve bu genci de alıp götürdüler. Ne kadar dil döktüyse
de derdini anlatamadı ve arkadaşlarının suç ortağı olarak tutuklandı,
gençliği hapislerde geçti. Dostları ona üzüldüler, ama acımadılar. Çünkü
zarara kendi isteğiyle razı olmuştu.Keçinin canı sopa isteyince, çobanın
değneğine sürtünürmüş, borçlu da aslında kendi kaşınmış ve sopayı hak
etmiştir.
Bir insanın kötü gidişatı çevresindekiler, eşi dostu, ailesi
tarafından fark edildiğinde hemen onun iyiliği için uyarılır. Özellikle
büyükler, görmüş geçirmiş insanlar tarafından yaptığı hatalar
gösterilir, evladım gidişatın iyi değil, şunları yapma, bunlardan uzak
dur vs. şeklinde nasihat edilir. Veya bir işi yaparken bu konuda
tecrübeli olanlar, kardeş, bu iş çok riskli, yapma zarar edersin, kaç
kişi bu işi yaptı ama hepsi battı vs. şeklinde uyarırlar, ama yine de
kendi bildiğini okur. Hani, küçük dağları ben yarattım diyecek kadar
gururlu ve ben doğru bildiğimden şaşmam diye kimsenin fikrini,
bilgisini, tecrübesini kaale almayan bazı insanlar vardır. İşte
borçlular, her ne kadar bunu kabul etmeseler de, aynı tavır içerisine
girmiş, kimseyi dinlememiş, kendi bildiğini okuyarak rızasıyla zarara
girmiştir. Böyle yapan kişi elbette merhamete layık olmaz. Nitekim,
çeşitli şekillerde musibete düşmüş kişilere insanlar acıyıp şefkatle
yaklaştıkları halde, borçlulara çoğu kez kendin ettin kendin buldun,
yana yana gez muamelesi yapılır.
|