Borçla Mücadele Platformu
Giriş



Newsletter


Lists:



Action:

Ana Sayfa      Borçlunun Özellikleri      Borçlu daima kendini ve başkalarını kandırır
Sayfayı YazdırSık kullanılanlara ekle
Borçlu kendini kandırmayı çok iyi becerir ve aslında bu bir nevi savunma
mekanizmasıdır. Eğer bir kişi uzun zamandır borçlu ise ve bir türlü borçlarını ödeyemiyorsa, o borçlunun kendisi hakkında bilmediği veya
bilse de bilmek istemediği bir gerçek vardır. Ona borcunun ne kadar olduğunu sorduğunuzda, size tahmini bir rakam, muhtemelen de yarısını söyleyecektir. Gerçek miktarı aslında borçlunun kendisi de tam olarak bilmez. Çünkü borçlar stabil (durağan) değildir, devamlı çoğalma eğilimindedir. Bu durumdaki bir borçlu borcunun kendisinin bildiği miktardan daha fazla olduğunu bilmelidir. 
Borcunun ne kadar olduğunu bildiğini zanneden bir borçlu kalemi kağıdı eline alıp yazmaya başladığında borcunun kendi bildiğinden neredeyse 2 kat daha fazla olduğunu görecektir.

            Bunun nedeni aslında yazının başında söylediğimiz gibi biraz psikolojiktir. Sürekli olarak alacaklılardan ve kendi çevresinden gelen maddi ve manevi baskılara maruz kalan borçlunun beyni bu ağır yükü kaldırabilmek ve bir nebze olsun hafifletebilmek için bir savunma mekanizması geliştirir. Aslında ödenemeyecek bir borcu olmadığını düşünür ve öyle inanmak ister. Bu nedenle bazı borçları, özellikle en yakınında bulunan ve kendisini sıkıştırmayacak kişilere olan borçlarını, bakkala kasaba olan borçlarını, uzun zamandır ödeyemediği telefon, elektrik, su ve diğer faturalar vs. borçları borçtan saymaz. Daha doğrusu binlerce lira borca alışmış biri için 150 liralık telefon borcu veya 400 liralık elektrik borcu devede kulaktır ve ona göre borç bile sayılmaz. Borçtan saymaz, ama yine de ödeyemez. Bununla birlikte borçları ödemek için bankadan çektiği krediyi veya kredi kartına taksitle aldığı ve bozdurduğu altın, döviz vs. borcunu da borçtan saymaz.

            Bu insan beyninin kendini koruma davranışının bir sonucudur. Kendini kandırdığını bile bile bu yaklaşımı sürdürür. Bu savunmayı geliştiremeyen ve borçlarını hiçbir şekilde ödeyemeyeceğini düşünenler ne yazık ki,  hayatına son vermeyi seçebiliyorlar. Beyin kendisini kandırarak sağlığını koruyor ama, borçlu da tam burada çok büyük bir yanılgıya düşmektedir. Çünkü borçtan bile saymadığı bu ufak tefek ve bir süredir ödenmemiş borçları topladığı zaman neredeyse esas borç saydığı miktara yakın olduğunu, belki de geçtiğini görecektir. Durun daha bitmedi. Bu borçtan sayılmayan ufak tefek borçları(faturaları) ödemeye gittiği zaman eğer üzerinden epey bir zaman geçtiyse tahmin edilen borcun iki katı kadar para götürmek gerekiyor. Çünkü zaman içerisinde borca faiz işlemiş ve anaparadan daha fazla faiz borcu çıkmıştır. Hele bir de icra takibi başlamışsa borç tam 4 katına çıkmıştır.
            Bu sebeple borçlu, hesaba bile katmadığı ufak tefek borçları ciddiye almalı, eline geçen küçük paralarla bu küçük borçları ödeme gayreti içerisinde olmalıdır. Çünkü, faizin büyüğü küçüğü olmaz. Çoğu haram olan bir şeyin azı da haramdır. Hadi büyük borçlara gücü yetmiyor ve isteğinin dışında borcuna faiz ekleniyor. Gücü yettiği halde küçük borçlara da faiz işlemesine göz yummak, samimiyetsiz olduğumuzu gösterir ve faize bulaştığımız için yaptığımız tevbelerin kabul edilmemesine neden olur. O halde yarından tezi yok, varsa ödenmemiş fatura vs. küçük borçların peşine düşüp ödemeye gayret etmeli, bir daha da geciktirmeyerek faizden olabildiğince uzak durmalıyız.

Sunucu Sitenhazir.com