Borçlu insan için borcunu ödemek kutsal bir
görevdir ve bu görevini en iyi şekilde yerine getirmek için yapılması
gereken ne varsa yapmaya çalışır. Zaruretler mahzurları mübah kılar diye
bir söz vardır. Bu söz, zorunluluk durumunda yasaklar çiğnenebilir
demektir, bir ruhsattır ve hem dinimizde, hem de kanunlarda
bulunmaktadır. Meselâ, açlıktan ve susuzluktan ölmek üzere olan bir
insan domuz eti, leş, kan, alkol vs. haram olan şeylerden ölmeyecek
kadar yiyebilir ve içebilir. Burada ölçü hayatta kalmasını sağlayacak en
az miktardır. Bu meseleyi aydınlatacak aşağıdaki yaşanmış ibretli olayı
okuyalım:
Uzun
yıllar önce filmlere de konu olan bir uçak kazası oldu. Uçak Alp
dağlarının üzerinden geçtiği sırada motorda bir sorun çıktı ve pilot
karla kaplı dağın üzerine mecburi iniş yaptı. Yolcuların bir kısmı
çarpmanın etkisiyle hayatını kaybederken, bir kısmı kurtuldular. Aslında
kurtulanlar ölenlerdi. Çünkü hayatta kalanları çok zor günler
bekliyordu. Uçağın düştüğü biliniyordu ama, ne karadan ne de havadan
yardım gönderilemiyor, hava şartları bunu engelliyordu. Yaz mevsiminden
önce oraya ulaşılması mümkün değildi, bunu kazazedeler de biliyordu. Kış
henüz başlamıştı ve aylarca yetecek kadar yiyecekleri yoktu. Nitekim
birkaç gün sonra yiyecek hiç bir şeyleri kalmadı. Bunun üzerine bir kaçı
yürüyerek dağları aşmayı denedilerse de başaramadılar, donarak öldüler.
Günler ilerledikçe açlık dayanılmaz bir hal almış, hepsinde
saldırganlık belirtileri görünmeye başlamıştı. Birkaç gün daha
dayandıktan sonra birinin aklına çılgınca bir fikir geldi. Hayatta
kalmak için ölüleri yemeyi teklif etti. Önce herkes itiraz ettiyse de
kısa süre sonra hepsi soğuğun etkisiyle çürümeyen ölülerin etlerini
yemeye başladılar. Bu şekilde yaza kadar dayandılar ve hayatta kaldılar.
Ama bu sefer de yedikleri ölülerin yakınları tarafından mahkemeye
verildiler. Uzun yıllar devam mahkeme sürecinden sonra haklı görülerek
beraat ettiler.
İnsan eti yemek
elbette insanlık dışı bir olay ve dinimizce de haramdır. Ancak hayati
tehlike varsa minimum seviyede yenilebilir. Cenab-ı Allah insan vücuduna
koyduğu bir mekanizma ile bahsettiğimiz ruhsatın gerekliliğini insana
göstermiştir. İnsan yaşamak için beslenmek, her gün belli miktar protein
ve enerji almak zorundadır. Herhangi bir sebeple uzun süre yemek
yiyemediğinde vücut önce depoları kullanır, sonra da vücudun hayati
olmayan kısımlarında bulunan hücreleri parçalayarak beyin, kalp, akciğer
vs. hayati organların ihtiyacı olan protein ve enerjiyi temin etmeye
çalışır. Böylece insan hiçbir şey yemeden ortalama 40 gün yaşayabilir.
Hayatı yaratan Allah, ona çok değer verir ve biz kullarının da değer
vermemizi ve onu korumamızı ister. Bu yüzden de normal şartlarda yasak
olan şeylere hayatımızı korumak adına izin verir.
Burada
hayati tehlike söz konusu olduğunda verilen ruhsatın, borçluya da
verilip verilmeyeceği tartışma konusudur. Buna rağmen borçlu kişi eğer
çok ağır borç yükü altında ise, içinde bulunduğu sıkıntılı durumdan
kurtulmak için doğru yanlış ayırt etmeden, hemen her şeyi denemeye
kalkar. Meselâ, böbreğini satılığa çıkarır, çocuklarından birini çocuğu
olmayan bir aileye satar, sırf başlık parası için çocuk yaştaki kızını
dedesi yaşındaki adamla evlendirir, piyango bileti
alır, toto&loto oynar, faizle para alır, hırsızlık yapar, hatta
banka soymaya kalkar. Bunlar gibi akla hayale gelmedik işlere
yeltenenler, hatta hiç yapılmaması gereken şeyleri yapanlar
bulunmaktadır. Fakat bunların hiçbiri haramı helal yapmaz, yasak olanın
mübah olmasını sağlamaz, bunlara kesinlikle izin yoktur. Bu, kanı kanla
yıkamaya benzer veya idrarı idrarla temizlemeye çalışmak gibi olur.
Halbuki bir pislik ancak temiz su ile yıkandığında gerçekten temizlenmiş
olur. Günah kirlerimiz ve hatalarımız da gerçek bir pişmanlık hissiyle
tevbe ederek ve beraberinde hayırlı işler yaparak sevap kazanmakla ancak
temizlenebilir. Düşüncesizce hareket ederek ve insanları mağdur ederek
girilen borcun günahı, başka bir günahla temizlenemez. Gerçekten
yaptığımıza pişman olmuşsak bir daha yapmamak için tevbe edip, ileriki
bölümlerde anlattığımız gibi meşru yollarla bu musibetin üstesinden
gelmeye çalışmak gerekir.
|