Borçlu bir kişi para bulma ümidi en zayıf olan bir şeye bile kuvvetli bir şekilde sarılır. O ihtimali gözünde büyütür, bir süre sonra da kesin gelecekmiş gibi bakar. Aç tavuk rüyasında kendisini darı ambarında
görürmüş ya, borçlu da her başvurduğu yerden sanki çok para gelecekmiş
gibi hayal kurmaya başlar. Ama bunların çoğu hüsranla sonuçlanır.
Mesela
bu ümitle şans oyunları oynar. Kendisinin ihtiyacı olduğundan, ona
çıkması gerektiğini düşünür ve kendisine çıkacağına adamakıllı inanır.
Çekilişin olacağı güne kadar tatlı hülyalara dalar. Bir çanta dolusu
parayı alacak, alacaklıların yanına bu kez kendisi gidecektir, başı dik
ve yüzü kızarmadan. Paraları çıkarıp Kara Murat gibi bu anam için, bu
babam için deyip tek tek saydıracaktır alacaklılara. Dışarıdaki
düşmanların işini bitirdikten sonra sıra içerdekilere gelecektir. Her
gün para para diye başının etini yiyen hanımının önüne para dolu çantayı
koyup, yeter mi diyecek, belki de uzun zamandır ilk defa gönül
rahatlığıyla, hadi bir çay koy da içelim diyerek, paranın kazandırdığı
saygınlıkla çekyata uzanacaktır.
Ama
bu hayaller birkaç gün sonra bitecek, ikramiyenin 50 tane dairesi olan
birine çıktığını öğrenince kafasını taşlara vuracaktır. Şans oyunlarına
yatırdığı bir haftalık Pazar masrafı olabilecek paranın bu kahrolası
zengine gitmesi canını daha fazla yakacaktır. Akıllıca davranmazsa daha
buna benzer bir sürü hayal kırıklığıyla ömrü geçip gidecek, borçlu
olarak öbür tarafa göçecektir.