|
Büyük küçük herkesin bildiği, "Aç tavuk rüyasında kendisini darı ambarında gürür" diye bir atasözü vardır. Borçlu da aynı aç tavuk gibi devamlı rüyalar görür. Rüyasında ne gördüğünü söylememize gerek yok. Tabi ki, çantalar dolusu paralar, yeşil yeşil dolarlar etrafta uçuşuyordur. Veya borçlu rüyasında atıyorum başının bitlendiğini veya elini yıkadığını görür. Uyandığında ilk işi rüya tabirleri kitabına bakmaktır. Kitapta yakında eline bol para geçeceğine delalettir şeklinde açıklama vardır. Bu da zaten tam da bizim borçlunun gönlünden geçen açıklamadır. Son zamanlarda bu tip rüyaları çok sık görmeye başlamıştır. Hemen aklına aldığı piyango bileti veya oynadığı şans oyunları gelir. Demek ki, bu sefer kesin piyango bana çıkacak, o yüzden bu kadar sık rüya görüyorum diye kendi kendine yorum yapar.
Kendi uydurduğu bu yoruma ve rüyasının gerçek olacağına o kadar inanmıştır ki, kendisini sıkıştıran bazı alacaklılarına çekiliş gününü kastederek", beklediğim bir para var, falanca gün vereceğim" diye söz bile vermiştir. Zaten inanmaktan başka çaresi yoktur, hesabına öyle gelmektedir. Halbuki, borçlunun unuttuğu bir şey var. Aynı rüyayı gören binlerce insan vardır, ikramiye ise sadece bir kaç kişiye, hatta büyük ikramiye sadece bir kişiye verilecektir. O bir kişi de borçlu olmayacak, birkaç tane apartmanı olan zengin biri olacaktır. İddia ediyorum, borçluya kolay kolay piyango, toto&loto gibi şeyler çıkmaz. Buna benzer çekilişlere dikkat edin, genelde zengine çıkar. Acaba neden? Paraya sormuşlar: "Böyle acele acele nereye gidiyorsun? Çokun olduğu yere" demiş. Para parayı çeker diye boşuna dememişler.
Adamın birisi rüyasında Peygamber efendimizi görmek istiyormuş. Bu konuda bir hocaya akıl danışmış. Hoca efendi de, akşam yemeğinde tüm yemeklere bol bol tuz atmasını, ama su içmemesini tembih etmiş. Adam denileni aynen uygulamış ve gece olunca derin bir uykuya dalmış. Zaten biliyorsunuz rüyalar derin uyku esnasında görülüyor, adam da hemencecik rüya alemine dalmış. Dalmış dalmasına ama, rüyasında Peygamber efendimizi görmek için yediği onca tuzlu yemekten sonra, Peygamber efendimizi görmekten geçtin, ne bir sahabe, ne bir alim görmüş. Hatta tek bir insana bile rastlamamış. Gördüğü tek şey suymuş. Rastladığı her pınardan bol bol su içiyor, derelerde yüzüyor, çağlayanlardan atlıyor, her sudan içebildiği kadar içiyor, ama bir türlü susuzluğunu dindiremiyormuş. En nihayet sabah olmuş, kan ter içinde uyanmış ve ilk işi musluğa koşmak olmuş. Sonra hoca efendiye gidip durumu anlatmış ve tavsiye ettiği formülün işe yaramadığını söylemiş. Aslında hoca onun nasıl bir rüya göreceğini zaten biliyormuş. Şöyle demiş adama: "Evladım, ben sana bir ders vermek istedim. Sen tuzlu yediğin için vücudun hararet yaptı ve suya şiddetli bir ihtiyaç hissettin, böylece rüyanda ihtiyacın olan şeyi gördün. Eğer Peygamber aşkıyla yansaydın onu rüyanda görürdün. Şimdi var git işine!" demiş.
Bu kıssadan alınacak hisseyi anlatmaya gerek yok sanırım. Borçlunun imtihanı parasızlık üzerine olduğu için, bir borçlunun hayatındaki en önemli varlık paradır. Çektiği bütün sıkıntılar parasızlık yüzündendir ve devamlı, farkında bile olmadan eline bol para geçtiğini ve bütün borçlarını ödeyip refaha kavuştuğunu hayal eder. Gündüz neyin hayalini kuruyorsa, gece de onun rüyasını görecektir elbette. Ama borcunu ödemek için ciddi olarak gayret etmeyip umudunu piyangolara, totolara bağlarsa parayı ancak rüyasında görür.
Bu yüzden borçlu kardeşim, eğer rüyalarında devamlı para ile ilgili şeyler görüyorsan bunu tabir etmeye çalışma, hele rüya tabiri kitaplarına hiç bakma, kendini kandırma. Bu rüyaların hiçbir anlamı yok. Borçtan kurtulmanın yolu çalışmaktan geçer. Ne yapacağını bilmiyorsan sitemize üye ol, sana yol gösterelim, vesselam.
|